Featured Posts Slider

Image Slider

Mikroteknik Dersi LSD İlacı Robert Hoffman

 Not: Bu ödev yalnızca Tıp Fakültesinde sunum için hazırlanmıştır.




ilk kez humphry osmond adlı bir psikiyatrist tarafından kullanılarak psikiyatride de yerini almış uçuk bir kavramdır..

eski yunanca'da "psuke"* (ruh) ve "delos" (göze görünen) kelimelerinden oluşmuştur..

hikayesi 1966-69 yılları arasında 
san francisco'da; binlerce "genciz biz delikanlı aktif dinamik heyecanlı" diyen amerikan gençliği tarafından yazılıyor tarih sayfalarına...

1966'da, amerikan değerlerini 
protesto etmek üzere gayet büyük bir grup genç insan san francisco'nun işçi semti haight ashbury'ye yerleşiyor ütopik bir sistem kurmak sevdasıyla... o zamana kadar 700 nüfuslu belde amerika'nın dört bir yanından gelen 10 bin kişilik gençlerle oluyor mu size koskocaman bir "sosyolojik laboratuar"...

özellikle döneme damgasını vuran vietnam savaşı'nın birleştirdiği bi devasa gençlik güruhu; 
siyasetten müziğe, edebiyattan modaya kadar çeşitli alanlarda marjinaleğilimlere öncülük ediyorr, "karşı kültür" diye adlandırdıkları yeni bir felsefenin ebeveyni oluyorlar...

efendim bu yeni felsefeye uygun olarak 
aşk sözleri yerini politik mısralara, melodik notalar ise ritmik tınılara bırakmış şarkılarla bezenmiş konserler, happeningler ve şiir okuma partilerinin devamlılığı hippi kavramının da doğumuna annelik eder...

tabi ki bu protestocu amerikan gençliğinin en önemli özelliği lsd kullanmaları...

algılama düzeninde bozulma ve sapma yaratan bu uyuşturucuların, özellikle o dönemde psikedelik müziğin mabedi haline gelen fillmore*'daki konserlerde kullanılan rengarenk ışık şovlarının da pekiştirici yan desteğiyle beyinde yarattığı görsel ve işitsel etkiler tabi ki ister istemez yaptıkları sanatsal üretime yansımaya başlar... buna algılama problemi mi yoksa algılama başarısı mı demek lazım bilemiyorum...

işte günümüzde tüm dünyada yerini almış psikedelik
* kavramı böyle doğar and they lived happily ever after...

lakin bu hikayede gökten 3 elma düşmemiş... lsd'nin algılamada yarattığı distorsiyondan mütevellit, hikayenin sonu da uçuk olur ve yerden 3 
elma göğe çilk kez humphry osmond adlı bir psikiyatrist tarafından kullanılarak psikiyatride de yerini almış uçuk bir kavramdır..

 

eski yunanca'da "psuke"* (ruh) ve "delos" (göze görünen) kelimelerinden oluşmuştur..

 

hikayesi 1966-69 yılları arasında san francisco'da; binlerce "genciz biz delikanlı aktif dinamik heyecanlı" diyen amerikan gençliği tarafından yazılıyor tarih sayfalarına...

 

1966'da, amerikan değerlerini protesto etmek üzere gayet büyük bir grup genç insan san francisco'nun işçi semti haight ashbury'ye yerleşiyor ütopik bir sistem kurmak sevdasıyla... o zamana kadar 700 nüfuslu belde amerika'nın dört bir yanından gelen 10 bin kişilik gençlerle oluyor mu size koskocaman bir "sosyolojik laboratuar"...

 

özellikle döneme damgasını vuran vietnam savaşı'nın birleştirdiği bi devasa gençlik güruhu; siyasetten müziğe, edebiyattan modaya kadar çeşitli alanlarda marjinaleğilimlere öncülük ediyorr, "karşı kültür" diye adlandırdıkları yeni bir felsefenin ebeveyni oluyorlar...

 

efendim bu yeni felsefeye uygun olarak aşk sözleri yerini politik mısralara, melodik notalar ise ritmik tınılara bırakmış şarkılarla bezenmiş konserler, happeningler ve şiir okuma partilerinin devamlılığı hippi kavramının da doğumuna annelik eder...

 

tabi ki bu protestocu amerikan gençliğinin en önemli özelliği lsd kullanmaları...

 

algılama düzeninde bozulma ve sapma yaratan bu uyuşturucuların, özellikle o dönemde psikedelik müziğin mabedi haline gelen fillmore*'daki konserlerde kullanılan rengarenk ışık şovlarının da pekiştirici yan desteğiyle beyinde yarattığı görsel ve işitsel etkiler tabi ki ister istemez yaptıkları sanatsal üretime yansımaya başlar... buna algılama problemi mi yoksa algılama başarısı mı demek lazım bilemiyorum...

 

işte günümüzde tüm dünyada yerini almış psikedelik* kavramı böyle doğar and they lived happily ever after...

 

lakin bu hikayede gökten 3 elma düşmemiş... lsd'nin algılamada yarattığı distorsiyondan mütevellit, hikayenin sonu da uçuk olur ve yerden 3 elma göğe çıkar...ıkar...

 

Psikedelik veya saykodelik ilaçlar, beyinde serotonin reseptörlerini aktive ederek çeşitli bilinç bulanıklıklarına ve halüsinojenik etkilere sebep olan ilaç grupları olarak tanımlanır. Çoğu psikedelik kimyasal, günümüzde terapötik amaçla kullanılmasa da, çalışma mekanizması ve geçmişte kullanım amacı bakımından halen ilaç kategorisinde sınıflandırılmaktadır.

Psikedelik ilaç grubu, farmakolojide stimülatörler (çeşitli reseptörleri uyaran kimyasallar) ve opioidlerden (güçlü analjezik etkiye sahip morfin benzeri kimyasallar) farklı olarak, sıradan bilinçli deneyimleri farklılaştırma özelliğine sahiptir. Stimülatörler, çeşitli vücut fonksiyonlarında performansı artırma özelliğinde kimyasallardır.

Opioidler ise öncelikli amacı analjezik etki olmak üzere, aynı zamanda öforik etkiye (zevk ve heyecanın yoğun hissedilme durumu) de sahip olmasından dolayı kontrollü kullanılan bir ilaç grubudur. Bunlara rağmen psikedelik ilaç grubunda transa geçiş, dini huşu, rüya görme ve hatta ölüme yakın deneyim gibi normal sayılmayacak etkiler gözlenir.

 

 

 

 

 

Liserjik asit dietilamid, kısaca LSD ya da LSD-25, veya halk arasında bilinen ismi ile asit, yarısentetik psikoaktif bir halüsinojendir.. İlk olarak 1936-1943 yılları arasında Albert Hoffman tarafından çavdar mahmuzunda bulunan ergotaminden sentezlenmiştir. Günümüzde ve tarih boyunca genellikle keyif verici olarak veya ruhani amaçlar için kullanılmıştır. 1960'ların karşı kültüründeki yeri sebebiyle çok yaygın olarak bilinir.

 

Açık ve kapalı göz halüsinasyonları, değişen boyutsal zaman algısı, sinestezi etkisi, ruhani deneyimler ve değişen düşünce süreci gibi psikedelik etkileri vardır. Ayrıca göz bebeklerinin büyümesi, taşikardi, yüksek tansiyon ve vücut ısısının artması, terleme, iştah kaybı, ağız kuruması gibi fiziksel etkilere neden olur. Bilim ve tıp dünyasının görüşüne göre bağımlılık yapma potansiyeline sahip değildir.[1]

 

Ön beyinde 5-HT2A ve diğer alakalı reseptörlerinin doğrudan agonistidir ve bu serotonejenik etkiye yol açar.[2] D2 resptörlerinde de benzer etileri olması LSD'nin aynı zamanda dopaminerjik özelliklerine sebep olur.[3] LSD; oksijen, morötesi ışık ve çözelti içinde klora karşı duyarlıdır ve ışık ve nemden uzak tutulursa uzun yıllar dayanabilir. Saf haliyle kokusuz, renksiz ve hafif acı bir tada sahip kristal yapılı bir moleküldür.

 

LSD yaygın olarak emici kurutma kağıdı, jel tabletler, şeker küpü veya jelatin üzerine dökülerek satılır ve dil altı veya ağız yoluyla alınır. Eşik dozu 20-30 mikrogram olan LSD'nin, alınan doza göre bakıldığında en güçlü halüsinasyon gördüren maddelerden biri olduğu kabul edilmektedir. Halüsinasyon gördüren mantarlardan 100 kat, Meskalin'den 4000 kat daha güçlüdür.[4] Ancak LSD çok düşük dozlarda, bu maddeler ise LSD'ye kıyasla çok daha yüksek dozlarda alındıklarından ötürü etkileri birbirlerine benzerdir.

 

LSD dünyanın çoğu ülkesinde yasaklı bir maddedir, ancak denetleyici yasalar ülkeden ülkeye farklılıklar gösterir. Aynı zamanda LSD'nin tıbbi kullanımı bazı ülkelerde yasal olup, madde hakkında bilimsel araştırmaların yürütülmesine karşı çoğu ülkede engeller de yoktur.[5]

 

Albert Hofmann LSD'yi ilk defa 16 Kasım 1938 tarihinde tesadüfen sentezler. Hoffman 1943 yılında, LSD’nin fizyolojik ve ruhsal etkilerini kendi üzerinde denemiş ve gözlemlerini "My Problem Child" adlı kitabına yazmıştır.

 

« 19 Nisan 1943 Pazartesi günü saat 16.00’da Lysergic Acid Diethylamide Tartarat’ın %0,5 santimetre küp 0,25 miligram LSD içeren tatsız, yavan sıvıyı içtim. Saat 17.00’da baş dönmesi, endişe, kaygı ve tedirginlik başladı. Görmem bozuldu, düşüncelerim dağıldı, içimden gülme isteği geliyor, anlamlı konuşmak için büyük çaba sarf ediyorum, görme alanım sanki karşımda, eşyaların biçimi değişiyor, çevremi lunaparklarda olduğu gibi olağanüstü görüyorum. Bir süre sonra bunların hepsi geçti. Bütün bunları hatırlıyorum, baş dönmesi, görme bozuklukları, çevredeki eşyaların acayip gülünç ve kaba şekilleri... Renkli yüzler belirdi. Belirli bir tedirginlik vardı. Aralıklı olarak başımın, ayaklarımın ve bütün gövdemin ağırlığını duyuyorum, sanki madenle doldurulmuş gibi. Ayaklarda kramplar oluyor... Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var. Ağzımda maden tadında bir kuruluk, boğazda sıkışma, korku ve endişe, bilinçte bulanıklık... Bu arada içinde bulunduğun koşullarla gerçek arasında ayrım güçlüğünden doğan bir karışıklık. LSD’yi aldıktan altı saat sonra eski durumuma döndüm. Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı. Her şey sallanıyor, eşyaların boyutları değişiyor. Sanki onların dalgalanan sudaki yansımasını izliyorum. Üstelik bütün eşyalar hoş olmayan görünümler kazanıyor. Renkler durmadan değişiyor. Yeşil ve mavi renkler üstünlük kazanıyor. Gözlerimi kapayınca fantastik, gerçekdışı biçimler görüyorum. Dikkati çeken bir nokta bütün seslerin gözüme yansıması ve türlü biçimlere dönüşmesi... Her ses, renk bir sanrıya (gerçekte olmayan olguları var gibi algılamak) dönüşüyor. Bunlar renk ve gölge olarak sürekli değişiyor. LSD’yi aldıktan sekiz, on saat sonra şiddetli bir uyku bastırdı. Ertesi gün biraz yorgun kalktım. »

(Albert Hoffman 1943)

1947 yılında Santos Laboratuvarları tarafından Delysid adıyla çeşitli psikiyatrik kullanım amaçlarıyla piyasaya sürülmüş bir ilaçtır. LSD hızlı bir şekilde umut veren bir tedavi ajanı olarak görüldü. CIA, 1950'lerde LSD'yi kimyasal silah ve akıl kontrolü için uygulanabilir olduğunu düşündü ve MKULTRA araştırma programı kapsamında genç askerler ve öğrenciler üzerinde denendi. Sonrasında 1960'larda Batı dünyasındaki genç neslin eğlence amacıyla ilacı kullanması politik tartışmalara yol açtı ve sonrasında ilaç yasaklandı. Halen kimi kurumlar LSD ve benzeri uyuşturucuların tıbbî ve ruhanî kullanımı için yapılacak araştırmalar için fon ayırmakta, teşvikte bulunmakta ve koordine etmektedir.

 

Formlar

LSD genellikle dil altına koymak sureti ile veya ağız yoluyla tüketilir. Elde edilen LSD örneklerinin kuvvetleri doz başı yirmi ile seksen mikro gram arasında değişiklik göstermektedir. 1 gram LSD yaklaşık 10.000 adet yüksek dozlu ürün üretmek için yeterlidir. Bir toplu iğne başı kadar LSD; kullanan şahsın kendisinden geçmesini sağlaması için yeterlidir.

 

Bazen mikrodot adı verilen tabletler veya windowpane lakaplı jelatin formlarında bulunsa da,[6] LSD genellikle “kâğıt parça asit” (İngilizce: blotter) olarak satılmaktadır. LSD'nin bu formu renkli, parlak ve üzerinde çoğu zaman desenler veya resimler bulunan kâğıt tabakalarına emdirilmiş olarak bulunur.[6] Sıvı olarak jelibon veya şekerlere de damlatılabilir. Son zamanlarda bant ya da çıkartma benzeri parçaların da işlendiği ortaya çıkmıştır, vücuda yapıştırılan bant LSD'nin vücut ısısı etkisiyle kana karışması sonucu etkisini gösterir. LSD’nin sokaktaki veya zamana göre değişik formlarını tanımlamak amacıyla her dozda ve tabakada değişik tasarımlar olduğu görülmüştür. 1969'dan beri yaklaşık 200 farklı LSD tableti, 1975'den beri ise 300'ü aşkın farklı kağıt tasarımı bulunmuştur.[6]

 

 

İki doz LSD emdirilmiş kağıt ve kibrit

 

 

 

LSD kağıtları üzerlerinde desenler içerir

 

 

 

LSD emdirilmiş kağıtta Albert Hofmann tasviri

 

 

 

LSD, mikrodot adı verilen tablet formunda da bulunur

 

Etkiler

 

LSD'nin yol açabileceği olası fiziksel etkiler

LSD'nin etkileri, alınmasını izleyen 20-60 dakika içinde başlar ve 6-12 saat sürebilir. Etkiler, doz seviyesine, yaşa, vücut ağırlığına, maddeye karşı toleransa ve alan kişinin içinde bulunduğu çevre ve duygu durumuna göre çok değişken olabilir.[7]

 

Fiziksel etkiler

Gözlemlenebilen fiziksel etkiler; göz bebeklerinin büyümesi, kalp atışındaki artış, kan basıncının ve vücut ısısının artması, terleme, iştah kaybı, uyku, ağız kuruması ve titreme olarak belirtilebilir. Ayrıca beyinde serotonin hormonunun salınımına sebep olduğundan dolayı serotonin hormonları kaslara etki eder ve bunun sonucu kullanıcılar etkisindeyken çene kaslarının aşırı kasılması sonucu ağızlarını sıkı tutarlar, diğer vücut kaslarında uyuşukluk da görülür.

 

Duyusal etkiler

Kullanıcılar sıkça yoğun renkler, bozulmuş şekiller ve ölçüler, ve eşyaların hareket ettiklerinin görüldüğünü belirtmişlerdir. Seslerin bozulması ve yer ve zaman algılamadaki değişimlerde belirtilen ortak tecrübelerdir.[8] Yüksek dozlarda sinestezi olarak bilinen, bir duyunun uyarımının otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemesi gözlemlenebilir. Albert Hofmann'ın da aralarında bulunduğu bazı kullanıcılar ağızlarında metalik bir tat hissettiklerini de not etmiştir.[9]

 

Psikolojik etkiler

LSD'nin en önemli etkilerinden bir, halk arasında trip olarak da adlandırılan görsel halüsinasyonlara ve yanılsamalara yol açması, algılama yapısını değiştirmesi ve kullanan kişiyi gerçeklikten uzaklaştırmasıdır.[10] Buna rağmen psikolojik etkiler ve hissedilen duygular büyük oranda alınan doz ile beynin bu halisünasyon ve duyusal değişiklilere verdiği tepki ile alakalıdır. İyi geçen deneyimler keyif verici ve uyarıcı etkilere sahip olup, kullanan kişide, yükselme veya süzülme hissi, neşe ve öfori, açık bir zihne veya süper güçlere sahip olduğu inancı ve kendini tutmanın azalması gibi durumların oluşmasına neden olabilir.[10] Kötü deneyimler ise bad trip olarak adlandırılır ve umutsuzluk, paranoya, tedirginlik ve endişe, zarar verme isteği gibi etkilere yol açabilir.

 

Riskler

 

LSD'nin bağımlılık düzeyi

Şimdiye kadar aşırı doz kullanımından herhangi bir ölüm rapor edilmemiş olmakla beraber, kullanıcılara LSD olarak 25-i NBOMe verilmesi sonucu ölümler olmuştur. Aynı zamanda maddenin bağımlılık yapmadığı görüşü tıp dünyasında hakimdir. LSD maddesinin esas riskleri çoğunlukla psikolojik ve kısa sürelidir.

 

Bad trip

Bad trip olarak da adlandırılan akut negatif tecrübeler LSD kullanımı ile anılan en belirgin risklerden biridir. Bad trip, ilk kez kullananlarda veya deneyimli kullanıcılarda görülebilir, ancak ne zaman oluşacağını kestirmek mümkün değildir.[10] Özellikle uygun olmayan mekanlarda doz ayarlamasının yanlış yapılması sonucu yaşanabilir. Yabancı, yoğun veya karışık ortamlarda tetiklenmesi daha sık görülür. Hoş olmayan ve korkunç tecrübeler daha çok kullanan kişi zaten tedirgin veya melankolik ise yaşanmaktadır. Böyle bir kimse paniğe kapılabilir ve paranoya yaşar. LSD merak edilir ve özenilecek etkisi göz önünde bulundurulduğunda kayıtlara geçen kötü deneyimlerin sayısı 1960’lı yılların medya konusu olmasıyla büyük oranda artmıştır. Kötü yolculuk tecrübeleri, medyanın ilgisinin 1960’ların sonuna doğru gittikçe azalmasıyla beraber düşmüştür. Diğer yandan 1970’li yıllarda LSD kullananların sayısı artmaya devam etmiştir.

 

Akıl sağlığı

LSD kullanımı çoğu zaman önceden tahmin edilemeyen bazı akıl sağlığı riskleri ile beraber anılmaktadır. Klinik araştırmalar incelendiğinde, LSD'nin kronik problemsel etkileri yaşandığı takdirde, çoğunlukla zaten var olan, madde alımından önce de mevcut psikolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır. Örneğin ailesinde şizofreniye yatkınlığı olan kullanıcılarda psikoza girme olsılığı LSD kullanımı ile artarken, sağlıklı bireylerde böyle bir bağlantı bulunmamaktadır.[11]

 

Nadir de olsa bir LSD fenomeni olan “flashback” (geriye dönüş) ciddi negatif sonuçlar yaratabilir. Bu durumu yaşayan kişilerde LSD'nin etkilerinin geçmesinden çok sonra bile LSD kulandıkları zaman yaşadıkları deneyimleri yeniden hatırlama ve yaşama gözlemlenir. Bu durum için “halüsinasyonların sebep olduğu algılama bozukluğu” adlı bir hastalık terimi geliştirilmiştir ve üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar devam etmektedir.[12] Ayrıca LSD etkisi altındaki bireylerin telkinlere çok daha ittiatkar cevap verdikleri ve kendilerine sunulan ifadeleri daha kolay kabul ettikleri gözlemlenmiştir.[13]

 

Yasal durum

Birleşmiş Milletler'in 1971'de kabul ettiği Psikotrop Maddeler Sözleşmesi, sözleşmeyi imzalayan tarafların LSD'yi yasaklamasını şart koşmuştur. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Yeni Zelanda ve Avrupa'nın çoğu dahil olmak üzere sözleşmeye taraf olan tüm ülkelerde yasa dışıdır. LSD ile yapılan tıbbi ve bilimsel araştırmalara ise 1971 BM Sözleşmesi kapsamında izin verilmiştir.[5]

 

Ancak, bu yasaların uygulanması ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Örneğin LSD kişisel tüketim için Meksika gibi ülkelerde yasadışı olmasına rağmen suç olmaktan çıkartılmışken,[14] Çekya gibi ülkelerde LSD bulundurmanın cezası araba yanlış park edildiğinde alınan ceza ile eşdeğer yaptırımlara sahiptir.[15] ABD ve bazı diğer Batı ülkelerinde daha ağır cezalar bulunmaktadır.

 

LSD, belirli ruhsal bozukluklar; özellikle de şizofreniye sahip olan insanların kendileri ve diğerleri arasında ayrım yapmasını, günlük zihinsel görevlerini ve sosyal etkileşimlerini bozabilir. Bu bağlamda Zürih’teki Üniversite Psikiyatri Hastanesinde bulunan araştırmacılar, LSD’nin insanların algısını nasıl değiştirdiğini inceleyerek, şizofreni hastalığını tedavi etmek için deneysel ilaçlara yönelik hedefler bulmayı amaçladılar.

 

https://www.webtekno.com/bilim-insanlari-lsd-nin-insan-vucuduna-etkisini-arastirdilar-h42709.html

 

Çoğu insan LSD’yi (liserjik asit dietilamid) düşündüğünde aklına Woodstock’ta halüsinasyon halindeki hippiler gelir. Ancak ilacın orijinal kullanımı psikoterapötiktir. 1960’lı yılların başında araştırmacılar, LSD’nin ileri dereceki kanser hastalarında depresyonu, anksiyeteyi ve ağrıyı azalttığını ortaya koydular. Son zamanlarda ise ilacın faydalarına olan ilginin arttığı görüldü.

 

2014 yılında, İsviçreli psikiyatr Peter Gasser, LSD’nin ağır anksiyete bozukluğunun sebep olduğu semptomları hafifletebileceğini gösteren bir çalışmanın sonuçlarını yayınladı. Yine 2016 yılında Imperial College London‘da yapılan bir çalışmaya göre, LSD’nin uzun dönemde iyimserliği ve açıklığı (openness) arttırabileceği gösterildi.

 

Başarısız ilaç durumu

İlk çalışma Zürih Üniversitesi'ndeydiHofmann sentezlenmiş alkaloid özellikleri. Anlaşıldığı üzere, aşırı derecede düşük toksisiteye sahipti, yani bir insan aşırı dozundan neredeyse ölmedi. (İkincisi modern istatistiklerle teyit edilir: varlığının 70 yılı boyunca, bu gibi durumlar kaydedilmemiştir). Bilim adamları tarafından belirlenen ölümcül LSD dozu, sadece kozmik olduğu ortaya çıktı, normalden yüzlerce kat daha fazlaydı.

 

LSD'nin vücut üzerindeki etkisinin 1 / 3'den yarım güne kadar devam ettiği belirlenmiştir. Uygulamadan üç gün sonra, madde vücuttan tamamen çıkarıldı ve varlığı izleri tespit edilmedi.

 

Advertisement

 

Araştırmacılar bu ağır ilacın kişinin ona alışmasına neden olmadığını ve sağlığını etkilemediğini fark etti. Ayrıca çılgınlığı kışkırtmadı.

 

Yukarıdakilerin ışığında, neredeyse iki içinon yıllardır (1960'ların sonuna kadar) LSD yasaklanmamıştı. 60'larda, bilim adamları yardımlarıyla alkolizm, kronik depresyon tedavi etmeye çalıştı. Bu amaçla, bir alkaloid özelliği, katarza yakın güçlü duygusal reaksiyonlara neden olmak için kullanılmıştır.

 

SSCB'de LSD

Sovyetler Birliği'nde boom asit geldiYeniden yapılanma. Bu ilacın eylemi sanatsal bohemia iki temsilcisi tarafından yaşandı: Barry Alebasov ve Boris Grebenshchikov. "Akvaryum" grubunun liderinin açıkça "puslu" bir şarkı yarattığı "Mavi Gökyüzünün Altında, bir Altın Şehir var ..." diye bir tesadüf değil. Buradaki dinleyiciler, içindeki görüntülerin rengarenkliğinden etkileniyor.

 

 

 

 

 

 Sunum


Tıp Fakültesi İlk Ders: İletişim ve Karakter Bozukluğu

 


Karakter bozukluğu çok ciddi bir rahatsızlıktır ama karakter bozukluğu üstünde durmayacağım çünkü karakterleri oluşturan ve geliştiren mekanlardır. Normun dışında olan ve topluma aykırı olan hal hareketlere karakter bozukluğu denir. Peki aslında karakter bozukluğu başka bir yerde rahatsızlık olmayabilir mi?

Aslında etik ahlak dünya genelinde ortak kurallara denir ama karakter bozukluğunda etik ahlaka uygun davrandığın sürece farklı toplumlara uyum sağlayabilirsen A konumundaki bir bozukluk B konumunda karakter bozukluğu olmaktan çıkıyor. Bundan dolayı insanlar hastalıkları norma göre yani toplum ideallerine göre belirliyor. Karakter bozukluğu olan kişiler genelde hiçbir mekanda uyum sağlayamayan agresif ve gürültülü aykırı kişiler oluyor. Ama bazen de kendi devletindeki örf adete ters düşüp başka bir kendine uygun konum bulanlar da yok değil. Bundan dolayıdır ki gördüğümüz her aykırı kişiliğe karakter bozukluğu demek yanlıştır.

İletişim

İletişimde 4 temel unsur vardır. Mesaj, alıcı, kanal, kodlama. Bir insan için özellikle de bir doktor için iletişim çok önemlidir. Mesaj, yazılı sözlü ve görsel olabilir. Bu mesajı dil ile veya herhangi bir şifre ile kodlar, kanal yolu ile mesajı alıcıya ulaştırırız. Alıcı ise mesajı anlar ve feedback ile tepki verir. Bu tepki olumlu veya olumsuz olabilir. Kavga bir iletişim sayılmaz veya alıcının bir tepkisi olmazsa bu iletişim sayılmaz. İletişimin tamamlanması için feedback oluşması lazım. Anlaşılmayan bir mesaj da iletişim değildir.

1. Gönderici (Kaynak)

Kaynak, iletiyi (mesajı) oluşturan ve bir kanal ile hedef kitleye ulaştıran birim olarak tanımlanabilir (Oskay, 2001).

Gönderici olmadan iletişim kurulamaz çünkü iletişim sürecini başlatan ve mesajı kodlayarak gönderen odur. İletişim ilk önce göndericinin zihnindeki düşüncelerle ortaya çıkar. Kaynak sahip olduğu tecrübe ve bilgilere göre, mesaj olarak iletilecek bir düşünce oluşturulur; yani kodlar. Bir düşünceyi formüle eder ve mesaj halinde kanalı kullanarak alıcıya gönderir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

 Kaynağın Özellikleri

• Etkileyici bir iletişimden söz edebilmek için kaynağın güvenilir olması gerekmektedir. Kaynak güvenilir olduğunda, alıcı dikkatle dinleyecek, iletiye (mesaja) ilgi artacak, benimsenmesi kolaylaşacaktır.
• İletinin (mesajın) etki derecesi üzerinde rol oynayan diğer özellikler yaş, cinsiyet, din, ekonomik düzey, eğitim düzeyi ve toplumsal statüdür.
• Görünüş, kişinin fiziksel yapısıyla, giyiminin bir bütünü olarak algılanmaktadır. Seçilmiş, düzgün bir giyim kaynağın kendisine duyduğu güvenin ve alıcıya karşı
• İletinin etkinliği üzeride rol oynayan bir diğer öğe de empatidir. Empati iletişimde bulunan kişinin söylediklerini bireysel değerlendirme yapmadan sorunu ve neler duyumsadığını anlamaya yönelik bir çabadır.

Kaynak, kimi zaman tek bir kişidir; kimi zaman ise bir gazete, bir ajans, radyo ya da televizyondur. Tek kişi olduğunda kişi; gazete ya da radyo olduğunda ise kurumsal bir yapı söz konusudur (Oskay, 2001).

2. Mesaj (İleti)

Düşünce, duyu ya da bilginin kaynak tarafından kodlanmış biçimi olarak tanımlanan mesaj, bir duygu veya düşünceyi aktarmayı isteyen kaynağın ürettiği sözel, görsel ve işitsel simgelerden oluşan somut bir ündür. Mesaj, göndericinin alıcıya gönderdiği veri iletileridir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

Sembolleri alan alıcı da, bu sembollerle kendi kişiliğine, kültürel yapısına, bilgi birikimine, deneyim ve ön yargısına göre bir anlam verir. Ayrıca, ne söylendiği ve nasıl söylendiği de ayrı ayrı anlamlar taşıyabilir. Bu bağlamda kaynak göndericinin ne söylemek istediği ile hedef alıcının ne söylediğini sandığı iletidir tanımı geçerlidir (Usluata, 1994).

 Mesajın Özellikleri

• Mesaj anlaşılır olmalıdır.
• Mesaj açık olmalıdır.
• Mesaj doğru zamanda iletilmelidir.
• Mesaj uygun kanalı izlemelidir.
• Mesaj, kaynak ve alıcı arasında kalmamalıdır (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).
• Mesaj, hedef kitlenin dikkatini çekecek biçimde kurgulanmalı ve sunulmalıdır.
• Anlamı bozmadan aktarılabilecek biçimde, kaynağı ve alıcının ortaklaşa sahip oldukları yaşam deneyimlerini anlatan işaretlerle verilmelidir.
• Alıcıda ihtiyaç uyandırmalı ve bu ihtiyaçların karşılanıp, giderilebilmesi için önerilerde bulunmalı ve yol gösterici olmalıdır.
• Mesaj ile önerilen yol, bireyin içinde yaşadığı grup kurallarına uygun olmalıdır (Oskay, 2001).

3. Kodlama- Kod Açma

Kodlama, mesajın, niyet edilen alıcıya ve aktarmada kullanılacak aygıta uygun kodlara veya dile çevrilmesidir. Kod açma, mesajın anlamını elde edebilmek amacıyla çözümlenmesini ifade etmektedir. İki kişi arasındaki bir konuşmada kodlama fonksiyonu, söz söyleme mekanizması ve kas hareketleriyle sözsüz davranış kodları olan jest ve mimiklerin kullanılmasıyla yerine getirilmektedir. Böyle bir durumda, görme ve duyma duyuları kod açma fonksiyonunu yerine getirirler. (McQuail & Windahl, 1981)

4. Kanal

İleti taşıyan sinyaller kaynaktan hedef kişi a da kitleye kanal aracılığında iletilir. Geribildirimi ya da yanıtı da alıcı durumundaki hedef kişi ya da kitleden gönderen (kaynağa) yine bir araç, bir kanal taşır. Bu kanallar fiziksel (ses, hava vb.), teknik (telefon, telgraf) ya da sosyal (okul, TV) araç olabilirler (Usluata, 1994).

5. Alıcı (Hedef)

Alıcı, gönderilen mesajı alan kişidir. İletişim sürecinde, kaynağın gönderdiği mesaja hedef olan kişi, grup ya da kitleye alıcı denir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

Alıcı, iletinin (mesajın) ulaşması istenen kişi ya da gruba alıcı denilmektedir. İletişim sürecinde, verilerin kodlanıp çözümlenmesi kaynak ile alıcı arasındaki bilgi, düşünce, deneyim, tutum, inanç, gereksinim, istek, ilgi, roller, dil yeteneği, algılayış biçimi gibi etkenlere bağlıdır (Oskay, 2001).

Kaynaktan bağımsız olarak kendi anlamını çıkaracak kişi ya da kitledir. Alıcı hedef kişi ya da kitle olarak iletilere destekleyen ya da yadsıyan tepkiler verirler. İnanmaları ya da tutum, tavır değiştirmeleri, bir ölçüde, kaynağa duydukları saygı ve güvenle orantılıdır. Etkin bir iletişim için alıcının aktif bir dinleyici olması gerekir (Usluata, 1994).

6. Algılama ve Değerlendirme

Algılama, bir olay ve nesnenin varlığı üzerinde duyular yoluyla bilgi edinmedir. Algılama süreci ile kişi çevresindeki uyarıcılara anlam verir. Bu zihinsel e duyumsal bir süreçtir. Önce mesajı filtre ederiz. Filtre, göndericinin ve alıcının mesajları değerlendirmesidir. İletişim süreci içinde algılamada; gönderici, göndereceği mesajı formüle edip onarı kodlarken, kendisine ulaşan bilgileri kullanacak, bunları kendi amaç, değer yargıları, inanç ve tutumları doğrultusunda belirli kodlara çevirecektir. Başka bir deyişle, her mesaj, göndericinin algılama yeteneğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar, dolayısıyla algılama süreci filtre rolü oynar (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

7. Geri Bildirim

İletişimin son unsuru geri bildirimdir. Alıcının kaynağın mesajına verdiği yanıt olarak adlandırılır. Hedefin mesajı nasıl yorumladığını gösterir. Geri bildirimde bir mesaj alındıktan sonra, kodu çözülür ve mesaja bir tepkide bulunulur. Hedef, onu tekrar kodlayarak, uygun bir kanalla tekrar kaynağa gönderir. Gönderilen mesajın tekrar kodlanarak, geribildirimde bulunulması durumunda, ilk gönderici bu sefer hedef olur. Bu döngüsel sürece kısaca “geri bildirim” denir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

Gökçe (1993) ‘e göre alıcının iletilere verdiği tepki ya da tepki verme süreci olan geribildirim; “kaynaktan iletilen mesajın anlamının alıcı tarafından algılanıp algılanmadığı, algılanmış ise nasıl bir tepki gösterdiğini ifade eden bir süreç” olarak tanımlanmaktadır (Yılmaz, 2003).

Geri bildirim iletişim sürecinin son aşamasıdır. “Alıcının iletiye (mesaja) verdiği yanıt” alarak tanımlayabiliriz. Geri bildirim yolu ile verilmek istenen iletinin anlaşılıp, anlaşılmadığı değerlendirilir. Geri bildirimin alınması verilmek istenen mesajın benimsenmesini (içselleştirilmesini) sağlayacaktır (Oskay, 2001).

Üniversite Nedir?



 İnsanların hayatında 3 dönem olduğuna inanıyorum ve bu 3 dönemin alt başlıkları  şeklinde yaşıyor insanlar. 3 dönemden ilk dönem çocukluğu sonra ergenlik ve artık yetişkinlik. Yani diğer anlamıyla kendi kendine yetebilmek. Tercihleri artık daha az kalbe yönelik yapıyoruz bu dönemde ve parça parça olmuş her noktayı hayatımızda ortak alanlarda topluyoruz. Çocukken yaşadığımız her deneyim bizim kaderimizi belirliyor. Üniversite de yetişkinlikle ergenlik arasında bir kapı. İnsan insana birkaç yüzyıl önce muhtaç değildi ama yazı ve yalanın icadı ile en güzel sistemi inşa ettik devleti. Üniversitede saygı ve belli kalıp duyguları kişi yaşamına empoze ediyoruz. İnsan avcı toplayıcı yaşamda sevgi nefret ve aşk gibi duygulara sahip değilken zamanla bu duyguların da baskın olmasıyla beyinin aktif olduğu dönem geçti ve kalp beyin ağırlıklı yaşam biçimini uyguladık. Bazen bir duygunun ağırlığı hançer yarasından daha fazla acı verdi. 21. yyda bunun daha karmaşık olduğu bir yapı yaptık ve toplumsal kısma özgürlük, tercihler, görüşler dedik. Üniversite de bu özgürlüğü fazlasıyla kullandığımız bir kurum. İnsanlar iş gücünü beyin üzerine yükledi ve toplu kas kütleleri tüketimde daha az kullanılmaya başlayınca eğitim ve kişiye yatırım mühim bir hal aldı. Bunun mühim bir hal almasının en temel gerekçesi insanın iş yükünü birbirlerinin üzerine yıkmaları. Yetişkin birey üniversitede neler yapmalı? 


Yaşamın düşünsel ve fiziksel iki ayağından yalnız fiziksel ayağına takılan yetişkinler ve düşünsel ayağına takılan çocuklar gibi kompleks bir beden oluşturmalı. Sanat da bu iki kavramı birbirine bağlayınca gelişti. Bugün dünya daha basit ve aşamalardan oluşan örgülerle daha güzel. İnsanın tek problemi vardı bu aşamaları anlamak ama anlamakta güçlük çekenler tökezledi ve yaşamın içinde bulunmak istemedi. Bundan sonraki her süreç yığılımlı bir halde biraz daha genişledi. Artık ne hayatın ne de duyguların adını koyabiliyoruz. Yaşam boyunca tek bir kurala bağlı fiziksel ayağa yaslı duran yetişkinler olduk. 

Yalnız yaşayan doktorlar yalnız anlatan öğretmenler ve makineleşmiş mühendislikler olduk. Mesleğin kendisine anlamlar yükledik oysa anlam yüklememiz gereken insanlar değil miydi? Meslekte uğraştıkça insanlara taktığımız sıfatlar onları o mesleğin içine koydu. Çocuklar size isminizle hitap etmezler onlara isimle hitabı öğreten yetişkinlerdir. Artık üniversitede ruhsal ve fiziksel karışık zevklerle adlandırılıyoruz. Çoğu zaman tek bir sınıfa ait olmadan yaşayan bir ruhuz. Üniversite insanı anlatan kurumdur. İnsan ise yaşadıkça kendini yok eden bir varlık


Karabük Üniversitesi 4 Yıllık ve 2 Yıllık Bölümler Taban Puanları

 


  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Tıp (Örgün) / SAY / 113 / 494,73952 / 19,124
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İngiliz Dili ve Edebiyatı (Örgün) / DİL / 72 / 354,83458 / 28,624
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Diş Hekimliği (Örgün) / SAY / 72 / 476,96427 / 32,144
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İngiliz Dili ve Edebiyatı (İ.Ö.) / DİL / 72 / 336,44536 / 34,236
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Turizm Rehberliği (Örgün) / DİL / 31 / 263,4485 / 58,168
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Gastronomi ve Mutfak Sanatları (Örgün) / SÖZ / 52 / 343,88953 / 76,177
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Bilgisayar Mühendisliği (Örgün İng.) / SAY / 62 / 388,69698 / 111,174
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Bilgisayar Mühendisliği (Örgün) / SAY / 72 / 360,83214 / 144,142
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Tıp Mühendisliği (Örgün) / SAY / 11 / 354,8715 / 152,124
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İlahiyat (Örgün) / SÖZ / 123 / 312,63498 / 164,400
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Örgün İng.) / SAY / 62 / 339,29746 / 175,363
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Hemşirelik (Örgün) / SAY / 103 / 336,16886 / 180,512
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Bilgisayar Mühendisliği (İ.Ö.) / SAY / 62 / 327,03648 / 196,536
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Örgün) / SAY / 72 / 314,56402 / 221,110
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Çocuk Gelişimi (Örgün) / EA / 82 / 317,4919 / 225,549
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Ebelik (Örgün Kız) / SAY / 72 / 312,18793 / 226,231
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Makine Mühendisliği (Örgün İng.) / SAY / 62 / 306,12349 / 239,720
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Endüstri Mühendisliği (Örgün) / SAY / 62 / 302,61382 / 248,056
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Örgün) / SAY / 82 / 300,24419 / 253,830
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İlahiyat (İ.Ö.) / SÖZ / 123 / 288,13345 / 271,516
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Makine Mühendisliği (Örgün) / SAY / 62 / 292,24139 / 274,520
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Mekatronik Mühendisliği (Örgün) / SAY / 62 / 288,16087 / 285,759
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İ.Ö.) / SAY / 62 / 285,72817 / 292,675
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Halkla İlişkiler ve Tanıtım (Örgün) / SÖZ / 62 / 271,89701 / 361,147
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Matematik (Örgün) / SAY / 52 / 262,42156 / 371,616
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Türk Dili ve Edebiyatı (Örgün) / SÖZ / 72 / 269,97815 / 372,693
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Sosyal Hizmet (Örgün) / EA / 72 / 282,61446 / 373,217
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Coğrafya (Örgün) / SÖZ / 72 / 268,52854 / 381,447
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Kimya (Örgün) / SAY / 21 / 254,79943 / 403,304
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Orman Mühendisliği (Örgün) / SAY / 21 / 253,4753 / 409,307
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Endüstriyel Tasarım (Örgün) / SAY / 62 / 252,63963 / 413,101
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Coğrafya (İ.Ö.) / SÖZ / 52 / 252,70487 / 484,784
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Tarih (Örgün) / SÖZ / 72 / 252,04342 / 489,409
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Uluslararası İlişkiler (Örgün İng.) / EA / 52 / 255,36789 / 542,888
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Türk Dili ve Edebiyatı (İ.Ö.) / SÖZ / 62 / 243,84784 / 548,381
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Halkla İlişkiler ve Tanıtım (İ.Ö.) / SÖZ / 52 / 241,50021 / 565,650
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (Örgün) / EA / 62 / 247,80902 / 601,102
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Spor Yöneticiliği (Örgün) / EA / 62 / 243,56939 / 636,193
Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Tarih (İ.Ö.) / SÖZ / 62 / 229,23271 / 659,001
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Sanat Tarihi (Örgün) / SÖZ / 72 / 226,03421 / 684,945
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Aktüerya Bilimleri (Örgün) / SAY / 41 / 193,47757 / 691,231
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Uluslararası İlişkiler (Örgün) / EA / 62 / 230,38012 / 757,908
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Sanat Tarihi (İ.Ö.) / SÖZ / 62 / 217,09869 / 759,030
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Sosyoloji (Örgün) / EA / 62 / 229,73647 / 764,520
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İşletme (Örgün) / EA / 41 / 227,20955 / 790,882
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İktisat (Örgün) / EA / 41 / 223,62895 / 831,340
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (İ.Ö.) / EA / 41 / 223,05823 / 838,015
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Sosyoloji (İ.Ö.) / EA / 31 / 218,96749 / 885,993
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Finans ve Bankacılık (Örgün) / EA / 41 / 218,70422 / 889,040
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Uluslararası İlişkiler (İ.Ö.) / EA / 41 / 212,71978 / 947,796
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Felsefe (Örgün) / EA / 31 / 212,28126 / 951,042
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Turizm İşletmeciliği (Örgün) / EA / 21 / 205,73731 / 980,834
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Arkeoloji (Örgün) / EA / 21 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Endüstri Mühendisliği (İ.Ö.) / SAY / 62 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İnşaat Mühendisliği (Örgün) / SAY / 41 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Makine Mühendisliği (İ.Ö.) / SAY / 52 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Mekatronik Mühendisliği (Örgün) / SAY / 41 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Metalurji ve Malzeme Mühendisliği (Örgün İng.) / SAY / 21 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Mimarlık (Örgün) / SAY / 93 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Otomotiv Mühendisliği (Örgün) / SAY / 21 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Raylı Sistemler Mühendisliği (Örgün) / SAY / 31 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / Raylı Sistemler Mühendisliği (Örgün İng.) / SAY / 21 / Dolmadı / –
  • Karabük Üniversitesi (Karabük) (Devlet) / İnşaat Mühendisliği (İ.Ö.) / SAY / 41 / Yer.Olmadı / –

Gavur Afrikalı



 İlerisi belli olmayan satırlar 

İlerisi karanlık kuşaklar

Belin ortasında kemerden

İlerisi zoraki evlilikler bunlar

Aydınlığı zorlayan karanlıklardan çıkma

Ruhu dinlendiren aydınlıklar bunlar

Baş ağrıtan beyaz ışığa doğru

Teni karanlık insanlarmış onlar

Zencisi gavuru afrikalı güney amerikalı

Tenceresinde pilav eksik olmaz

Tencere çelikten çevresini saran kapitale yakın

İlerisi belli olmayan medeniyet bunlar

Kelimeleri tanımsız yaparlar