Yayınlar

Boş Sayfa 2020

Bir problem en büyük düşmanınsa onu halt etmek için dünyayı karşına alman gerekir . Gördüğün herkese sen mi düşmansın yoksa konuştuğun kelimelerin senin üstüne baskı mı yapıyor?Hızlı olman için hayat savaşıyor ve sana iki liradan başka para vermiyor. Bu adil dünya düzenine hakaret etmek zaten başlı başına bir zayıflıktır konuşmak sizi sadece dibe götürür.Yalnızlığı bile kafanda uydururken neden kendini abluka altına alıyorsun? Söyleyecek hiçbir cevabın olmadıktan sonra insanlar sana sormayacaktır düşünüyor musun diye. Çünkü bir düşünce ancak saldırıdaysa onu kabul ederler ama o düşüncenin kıymetini kim yaşken ve kanlıyken bilebilir? Bencil ve başarının üstündeki engellerden biridir. Nefret bugünlere getirdi, sürtünmenin verdiği mutlaklıkla soyutluğu karıştırıp üstüme büyük bir yükü düşürdüm. Bu yükün altındaki felaket sizi umursamazlığa ve hakarete zayıflatabilir. Devamlılık başarıyı getirmeyebilir de. Özgünlüğü ancak kendi savaşınızda bulun.Yıkılış çok daha erken başladı ve bu harek…

Hişt Sessiz

Resim
Aynılık ayrılığın aykırısıdır.  Ay gecenin güneşi Ay güneşin batışı Işık karanlığın olduğu yerde bitiş Biten her şey bir zamanlar doluydu  Dolu olan asla boş değil Değişmek de değinmek gibi değdi yüreğe  Gömülür bu gözler bir kızıl kafaya  Kaptan kafasını gömer yaşamak istediği adaya  Her yer mutluluğun uzağında bir kızılla başlar  Her gün bir öncekini bilir  Sonra hep kızılı kalır.

Kumsaka

Resim
Zaman yıkılmayacağım dediği zaman,  Zamansız öldürürmüş.  Ve hep hikayelerde anlatılırmış.  Bay ve bayan diye ayrılırmış.  Yaşadıkları bir an varmış.  Sadece biri fazla ölüymüş.  Aman amansızsa umursamaz. Saman alevi gibi aman.  Belki bağladı durkuluğu.  Durunluk ve sorunduk.  Biz olarak bir sigara boğuluyor  Kirli sakal batıyor güneşten önce  Uyumadan önce elbiselerim kıyafetlerim oluyor.  İki arada bir de derede her yerde vardır su  Şartına bağlanma  Belki de diye başlardı bağlaçlar  Laçkalar çalkalar kusmuk kumsakı.  Saka kumsaka.  Büyüdük ama sen hâlâ geceleri kork durkuluğundan  Bağırma başım sıvıya düştü yoğunluğu ağrıyan geceleri de desteler durdurmak derseler.

Çankırı Şehrinin İsmi Nereden Geliyor

Çankırı isminin nereden geldiği;İlkçağda "Gangra" kalesinin eteğinde kuruldu. Gangra’nın bir yerleşim merkezi olarak kuruluşu İ.Ö. 126 yıllarına rastlamaktadır. İsmini Gangra kalesinden alan Çankırı'ya yakın zamana kadar Çangırı ve Çenğiri deniliyordu.
Çankırı’nın adi; Önce Paphlagoniya, sonra Galatia’ya bağlanan Gangra kale­sinin adından türemiştir; Bu kelime Ga­lat dilinde keçi anlamına geldiği için, şehrin adının da «keçisi bol yer» anlamında olduğu; söylenir. Bu ad Türk egemenliği sırasında uzun süre Kângırı şeklinde ; kullanılmış, osmanlı devrinin sonlarına kadar resmî yazılış biçimi olarak kalmış, Cumhuriyet’ten sonra, öteden beri halk arasında kullanılan Çankırı adı 9 nisan 1925’te Türkiye Büyük Mil­let Meclisi’nce resmen kabul edilmiştir. Roma egemenliği, ‘sırasında şehre verilmiş olan Germanikopoiis adı ise uzun ömürlü olmamıştır.

Boş Sayfa 2020

Boş bir sayfa size sadece duygu ve düşüncelerinizi söyler ama boş bir beyin size hem karakterinizi hem de nefesinizin durağanlığını vurgular. Bazen sadece yazmak sizi bomboş bir bireye dönüştürebilir ama beynimizin en dolu olduğu her safhada hem davranışlarımızın hem de duruşumuz insanlığa karşı adi bir tavır alıyor ve bu tavırla yaşamaya ömür boyu mahkum kalıyorsunuz. Daha önce hiç kendi karakterinize hapsoldunuz mu? Olmakla ölmek arasındaki bir tercih gibi insanı ipsiz bir uçurtma yapıyor ve sadece ipi olan uçurtmalar isyan edebiliyor peki yaşama hakkınız da alınmışsa bir tanrı tarafından, yargılarınız ve kayıp ruhunuz ne olacak? Her gün sorular soran ve sorulara yenisi eklenen felsefe dünyasında asla cevap bulamadınız ve asıl cevap da ilk dokunuşla dünyaya ilk temasla başlıyor. bu temasın anlamsızlığı ve kendi duruşunuzun boşluğundan yararlanırken anlatacak kimseniz yoksa zedelenen bir kalple ızdırabı yaşamaya başlıyorsunuz ve sakınılan insanlar tarafından yabancılaşmış dünyanın ma…

Reklam Dünyası ve Gerçek Dünya

Resim
Günümüzde zengin fakir ayrımı, doğu batı kültür kıskançlığı, yabancı yerli kültür kıyaslaması her şey reklama dönmüş durumda. Sosyal medyadaki yargı ve düşüncelerimizde maalesef bu çatışmalara katılıyoruz ve bir inek sürüsü halinde yönelimler gerçekleştiriyoruz. Bu durum hem yaşamımızı hem de dünyaya bakış açımızı kapitalizm çevresinde döndürüyor.
Reklamda gördüğümüz bir yemekle mutlu olacağımızı ya da ferrarisi olanın yeni bir hayata tutunacağı fikrini hayatımızın merkezine koyuyoruz. Temel ihtiyaçların fiyatı arttıkça yaşam kalitesi artmıyor. Yaşam kalitesini arttıran şey geçmişte ve gelecekte duygularla bulunduğunuz noktadır. Günümüzde durağan bir hayat sürerken biz hâlâ aynı kişilikte ısrar ediyorsak hiçbir şey değişmemiş demektir.
Hayatımızdaki tüm kararları biz mi veriyoruz yoksa bozulan bir ürünümüz için globalleşmiş markalara muhtaç bir köle miyiz? Bu sistemi değiştiremeyiz ve geçmişe de dönemeyiz. Tek yapmamız gereken sisteme hükmeden kişi olmak. Ve sadece sevdiğimiz işle uğraş…

Yılmaz Erdogan Kimdir

Resim
Yılmaz Erdoğan, 4 Kasım 1968’de Hakkari’de doğdu. Çocukluğu Ankara Aydınlıkevler'de geçti. Deniz Erdoğan ve Mustafa Erdoğan isimli iki kardeşi vardır. İlkokulu ve ortaokuludan sonra liseyi Ankara Aydınlıkevler Lisesi'nde okudu. 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ni kazandı ancak lisans öğrenimini yarıda bırakıp Ferhan Şensoy’un “Nöbetçi Tiyatro” kadrosuna katılmayı tercih etti. Burada hem oyuncu, hem de yazar olarak görev yaptı. 1988’de “Güldüşünürü Tiyatrosu”nu kurdu. Bu tiyatroda kendi yazdığı ve yönettiği “Kanuni Sultan Süleyman ve Rambo” adlı oyunu sergiledi.Bu yıllarda kendini oyun yazmaya adayan Erdoğan,