Tıp Fakültesi İlk Ders: İletişim ve Karakter Bozukluğu

 


Karakter bozukluğu çok ciddi bir rahatsızlıktır ama karakter bozukluğu üstünde durmayacağım çünkü karakterleri oluşturan ve geliştiren mekanlardır. Normun dışında olan ve topluma aykırı olan hal hareketlere karakter bozukluğu denir. Peki aslında karakter bozukluğu başka bir yerde rahatsızlık olmayabilir mi?

Aslında etik ahlak dünya genelinde ortak kurallara denir ama karakter bozukluğunda etik ahlaka uygun davrandığın sürece farklı toplumlara uyum sağlayabilirsen A konumundaki bir bozukluk B konumunda karakter bozukluğu olmaktan çıkıyor. Bundan dolayı insanlar hastalıkları norma göre yani toplum ideallerine göre belirliyor. Karakter bozukluğu olan kişiler genelde hiçbir mekanda uyum sağlayamayan agresif ve gürültülü aykırı kişiler oluyor. Ama bazen de kendi devletindeki örf adete ters düşüp başka bir kendine uygun konum bulanlar da yok değil. Bundan dolayıdır ki gördüğümüz her aykırı kişiliğe karakter bozukluğu demek yanlıştır.

İletişim

İletişimde 4 temel unsur vardır. Mesaj, alıcı, kanal, kodlama. Bir insan için özellikle de bir doktor için iletişim çok önemlidir. Mesaj, yazılı sözlü ve görsel olabilir. Bu mesajı dil ile veya herhangi bir şifre ile kodlar, kanal yolu ile mesajı alıcıya ulaştırırız. Alıcı ise mesajı anlar ve feedback ile tepki verir. Bu tepki olumlu veya olumsuz olabilir. Kavga bir iletişim sayılmaz veya alıcının bir tepkisi olmazsa bu iletişim sayılmaz. İletişimin tamamlanması için feedback oluşması lazım. Anlaşılmayan bir mesaj da iletişim değildir.

1. Gönderici (Kaynak)

Kaynak, iletiyi (mesajı) oluşturan ve bir kanal ile hedef kitleye ulaştıran birim olarak tanımlanabilir (Oskay, 2001).

Gönderici olmadan iletişim kurulamaz çünkü iletişim sürecini başlatan ve mesajı kodlayarak gönderen odur. İletişim ilk önce göndericinin zihnindeki düşüncelerle ortaya çıkar. Kaynak sahip olduğu tecrübe ve bilgilere göre, mesaj olarak iletilecek bir düşünce oluşturulur; yani kodlar. Bir düşünceyi formüle eder ve mesaj halinde kanalı kullanarak alıcıya gönderir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

 Kaynağın Özellikleri

• Etkileyici bir iletişimden söz edebilmek için kaynağın güvenilir olması gerekmektedir. Kaynak güvenilir olduğunda, alıcı dikkatle dinleyecek, iletiye (mesaja) ilgi artacak, benimsenmesi kolaylaşacaktır.
• İletinin (mesajın) etki derecesi üzerinde rol oynayan diğer özellikler yaş, cinsiyet, din, ekonomik düzey, eğitim düzeyi ve toplumsal statüdür.
• Görünüş, kişinin fiziksel yapısıyla, giyiminin bir bütünü olarak algılanmaktadır. Seçilmiş, düzgün bir giyim kaynağın kendisine duyduğu güvenin ve alıcıya karşı
• İletinin etkinliği üzeride rol oynayan bir diğer öğe de empatidir. Empati iletişimde bulunan kişinin söylediklerini bireysel değerlendirme yapmadan sorunu ve neler duyumsadığını anlamaya yönelik bir çabadır.

Kaynak, kimi zaman tek bir kişidir; kimi zaman ise bir gazete, bir ajans, radyo ya da televizyondur. Tek kişi olduğunda kişi; gazete ya da radyo olduğunda ise kurumsal bir yapı söz konusudur (Oskay, 2001).

2. Mesaj (İleti)

Düşünce, duyu ya da bilginin kaynak tarafından kodlanmış biçimi olarak tanımlanan mesaj, bir duygu veya düşünceyi aktarmayı isteyen kaynağın ürettiği sözel, görsel ve işitsel simgelerden oluşan somut bir ündür. Mesaj, göndericinin alıcıya gönderdiği veri iletileridir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

Sembolleri alan alıcı da, bu sembollerle kendi kişiliğine, kültürel yapısına, bilgi birikimine, deneyim ve ön yargısına göre bir anlam verir. Ayrıca, ne söylendiği ve nasıl söylendiği de ayrı ayrı anlamlar taşıyabilir. Bu bağlamda kaynak göndericinin ne söylemek istediği ile hedef alıcının ne söylediğini sandığı iletidir tanımı geçerlidir (Usluata, 1994).

 Mesajın Özellikleri

• Mesaj anlaşılır olmalıdır.
• Mesaj açık olmalıdır.
• Mesaj doğru zamanda iletilmelidir.
• Mesaj uygun kanalı izlemelidir.
• Mesaj, kaynak ve alıcı arasında kalmamalıdır (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).
• Mesaj, hedef kitlenin dikkatini çekecek biçimde kurgulanmalı ve sunulmalıdır.
• Anlamı bozmadan aktarılabilecek biçimde, kaynağı ve alıcının ortaklaşa sahip oldukları yaşam deneyimlerini anlatan işaretlerle verilmelidir.
• Alıcıda ihtiyaç uyandırmalı ve bu ihtiyaçların karşılanıp, giderilebilmesi için önerilerde bulunmalı ve yol gösterici olmalıdır.
• Mesaj ile önerilen yol, bireyin içinde yaşadığı grup kurallarına uygun olmalıdır (Oskay, 2001).

3. Kodlama- Kod Açma

Kodlama, mesajın, niyet edilen alıcıya ve aktarmada kullanılacak aygıta uygun kodlara veya dile çevrilmesidir. Kod açma, mesajın anlamını elde edebilmek amacıyla çözümlenmesini ifade etmektedir. İki kişi arasındaki bir konuşmada kodlama fonksiyonu, söz söyleme mekanizması ve kas hareketleriyle sözsüz davranış kodları olan jest ve mimiklerin kullanılmasıyla yerine getirilmektedir. Böyle bir durumda, görme ve duyma duyuları kod açma fonksiyonunu yerine getirirler. (McQuail & Windahl, 1981)

4. Kanal

İleti taşıyan sinyaller kaynaktan hedef kişi a da kitleye kanal aracılığında iletilir. Geribildirimi ya da yanıtı da alıcı durumundaki hedef kişi ya da kitleden gönderen (kaynağa) yine bir araç, bir kanal taşır. Bu kanallar fiziksel (ses, hava vb.), teknik (telefon, telgraf) ya da sosyal (okul, TV) araç olabilirler (Usluata, 1994).

5. Alıcı (Hedef)

Alıcı, gönderilen mesajı alan kişidir. İletişim sürecinde, kaynağın gönderdiği mesaja hedef olan kişi, grup ya da kitleye alıcı denir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

Alıcı, iletinin (mesajın) ulaşması istenen kişi ya da gruba alıcı denilmektedir. İletişim sürecinde, verilerin kodlanıp çözümlenmesi kaynak ile alıcı arasındaki bilgi, düşünce, deneyim, tutum, inanç, gereksinim, istek, ilgi, roller, dil yeteneği, algılayış biçimi gibi etkenlere bağlıdır (Oskay, 2001).

Kaynaktan bağımsız olarak kendi anlamını çıkaracak kişi ya da kitledir. Alıcı hedef kişi ya da kitle olarak iletilere destekleyen ya da yadsıyan tepkiler verirler. İnanmaları ya da tutum, tavır değiştirmeleri, bir ölçüde, kaynağa duydukları saygı ve güvenle orantılıdır. Etkin bir iletişim için alıcının aktif bir dinleyici olması gerekir (Usluata, 1994).

6. Algılama ve Değerlendirme

Algılama, bir olay ve nesnenin varlığı üzerinde duyular yoluyla bilgi edinmedir. Algılama süreci ile kişi çevresindeki uyarıcılara anlam verir. Bu zihinsel e duyumsal bir süreçtir. Önce mesajı filtre ederiz. Filtre, göndericinin ve alıcının mesajları değerlendirmesidir. İletişim süreci içinde algılamada; gönderici, göndereceği mesajı formüle edip onarı kodlarken, kendisine ulaşan bilgileri kullanacak, bunları kendi amaç, değer yargıları, inanç ve tutumları doğrultusunda belirli kodlara çevirecektir. Başka bir deyişle, her mesaj, göndericinin algılama yeteneğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar, dolayısıyla algılama süreci filtre rolü oynar (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

7. Geri Bildirim

İletişimin son unsuru geri bildirimdir. Alıcının kaynağın mesajına verdiği yanıt olarak adlandırılır. Hedefin mesajı nasıl yorumladığını gösterir. Geri bildirimde bir mesaj alındıktan sonra, kodu çözülür ve mesaja bir tepkide bulunulur. Hedef, onu tekrar kodlayarak, uygun bir kanalla tekrar kaynağa gönderir. Gönderilen mesajın tekrar kodlanarak, geribildirimde bulunulması durumunda, ilk gönderici bu sefer hedef olur. Bu döngüsel sürece kısaca “geri bildirim” denir (Tutar, Yılmaz ve Erdönmez, 2003).

Gökçe (1993) ‘e göre alıcının iletilere verdiği tepki ya da tepki verme süreci olan geribildirim; “kaynaktan iletilen mesajın anlamının alıcı tarafından algılanıp algılanmadığı, algılanmış ise nasıl bir tepki gösterdiğini ifade eden bir süreç” olarak tanımlanmaktadır (Yılmaz, 2003).

Geri bildirim iletişim sürecinin son aşamasıdır. “Alıcının iletiye (mesaja) verdiği yanıt” alarak tanımlayabiliriz. Geri bildirim yolu ile verilmek istenen iletinin anlaşılıp, anlaşılmadığı değerlendirilir. Geri bildirimin alınması verilmek istenen mesajın benimsenmesini (içselleştirilmesini) sağlayacaktır (Oskay, 2001).

Yorumlar