Featured Posts Slider

Image Slider

Yaşamak Güzel Şey


      Beni en çok etkileyen filmdi. Müfit Can filmde reklam ajansında çalışan pısırık bir adam rolünde oynuyor. Bir karısı ve bir de kızı olan Müfit`in çizgilere basma hastalığı vardır.

Mürekkep Dergisi



Mürekkep Dergisi Ankara Atatürk Lisesi'nin mevsimlik çıkardığı bir edebiyat dergisidir. Dergi Cevap Kağıdı, Bir Sözden Çoğalan, Sesimiz, Okudukça, İzledikçe ve Benim Sayfam bölümlerinden oluşmaktadır. Derginin yönetim kurulu, şairleri, yazarları okul öğrencilerinden oluşmaktadır. Okul Taş Mektep zamanında Sesimiz adında bir dergi yayınlamış ve bize düşen görev Mürekkep adı altında bu derginin devamını sağlamaktır. Dergiye Okul Aile Birliğinden ulaşılabilir ya da okuldan temin edebilirsiniz. Dergide amaç insan ruhunun bir haritasını çıkarıp bu haritada okul olmaktır. Okulumuz TDE öğretmenlerinden Dinçer Eşitgin aracılığıyla dergi çıkarılmış ve 3. sayısı yakında sizlerle buluşacaktır. Biz hep yıllarca bu okulun birer sevdalısı olduk yine sizlerle bu sevgiyi paylaşmak en büyük dileğimiz. Mürekkep Dergisi'ni okuyarak hasretlerimizi giderebiliriz. Bu dergiyi bize sunan okul müdürümüz Bayram Akyüz başta olmak üzere, Okul Aile Birliğine ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. (Sorularınızı sitemiz aracılığıyla bize sorabilirsiniz.) 

Şairlik Simyacılıktır


Şairlik simyacılıktır. Nasıl ki simyacılar topraktan altın çıkarırlar, şair de dilden altın çıkarır ama şair, cümleleri yargılamadan yerleştirmez. Her bir kelime sessizliğe inen bir umuttur. Toplumun ızdırabını taşıyan küçük yolculuklardır. Şair kaybedince anlar ruhun değerini aklın yanında ama asıl mesele aklı anlamakta. Şairlik de ruh ve akıl masalıdır. Karakter karışırsa ruhun içine ;şiir, saf ve özgün olamaz.

Şair, karakterini satmalıdır topluma. Toplum, karakterin içinde boğulursa kısıtlanmış kelimeler tarlalarla yakılır. Oysa rutine binen her hayat, yakılan küller kadar bayağı değil midir? Kişi de bu küllerin içinde bir ayna bulur bazen, bazen de kaybolur ve eleştiri malzemesi olur satılan düşüncelerle.

Şair, tehlikeli yazar şiirlerini altından kalıpların altına. Ceketini yağmura asar ve keşfedilmeyi bekler bir binanın altında.

Simyacılık şairliktir. Her iki birey de konusuz yaşamların yargılanmış eserleridir. Her iki birey de altın bulmayı amaçlar değersiz elementlerle ve ölümsüz olmayı amaç edinirler.

Savaş Çocukları


Yoruldu ellerim tutmadan tetiği.
Savaş sözcükleri döküldü gözlerimden.
Siyah dumanlarda boğuldum.
Annesini orada bıraktı küçük çocuk.
Yara almasın diye bıçakla deşti yüreğini umutsuz sözcük.
Dur dedim, durmadı.
Politikaymış savaştan anlayan.
Siyah kan saçılsın diye damarlarından,
Kelimeler de anlatmadı.
Sen ölsen kanlar bıçak olur belki de.

Ağaç Ev Sohbetleri # Son Yazım


Arkadaşlar üniversite sınavından dolayı bu yıl yeni yazı yayınlamayacağım bu benim bu yıl için son yazım. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Taha Akkurt ve Edichar'ın düzenlediği Ağaç Evde bu haftaki soru İremcan'dan geliyor;

Doğamız giderek tehlike sinyalleri veriyor. Küresel ısınma ve çevre kirliliği en had safhada. Bunlar için geri dönüşüm, sıfır atık, daha az tüketim hatta poşetlerin paralı olması gibi önlemler alınıyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Geleceğimiz için daha yaşanılır bir dünyayı nasıl sağlayabiliriz?

Bence her şeyden önce insanın bilinçlenmesi gerekiyor. İnsan bilinçlenirse ve doğa dostu bir canlı olursa tüm bu önlemlere hiç gerek kalmaz. Ama insanın bilinçlenmesi biraz zor gibi gözüküyor. Bilinçlense bile küresel ısınmanın önüne bir türlü geçemiyoruz. Her yaz biraz daha sıcak oluyor.

Bence bu önlemleri uygulamak da yararlı. Poşet kullanımı azaldı gibi gözükse de hâlâ çevreye zarar veren binlerce insan var. Deodorant yerine bitkisel karışımlar kullanmak da küresel ısınmanın önüne geçebilir ya da toplu taşıma kullanmak. Sıfır atık projesi de çok güzel bir proje. 

Dünyamız bizim yaşam alanımız. Dünyanın daha güzel bir yer olmasını istiyorsak dünyamıza sahip çıkalım. Dünyamızı koruyalım. Daha güzel bir çevre için merhaba.

Neden Blog Yazıyorum?


Bundan 2 yıl önce bir blogda " Blog Yazdım Hayatım Değişti " başlıklı bir makale okudum. Makale blogların sihirli dünyaları hakkındaydı. Düşündüm, neden ben de blog yazmıyorum. Hemen ben de bir blog açtım ve yazmaya başladım. Bugün size 2 yıl boyunca blog yazarken neler hissettiğimi açıklayacağım.

İKİGAİ


Japonlar herkesin bir ikigaisi olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır. Bu kitap da bizim ikigaimizi yani yaşama amacımızı keşfetmemize yardımcı oluyor. Uzun yaşamın sırlarını açıklıyor. Logoterapinin ne işe yaradığını ayrıntılarıyla anlatıyor.

İkigai kitabı, bir işe sıkı sıkı bağlanmamız için akışı sağlamamızı tavsiye ediyor. Akışı sağlamak için de uğraşırken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir uğraş bulmamızı açıkça söylüyor. Böylece hem yaptığımız işten zevk alıyoruz hem de çalışırken ruhsal olarak yorulmuyoruz ve bu işin sonunda başarı da kaçınılmaz oluyor tabi.

Uzun yaşam için gerekenlerden biri de ikigaimizi bulmak. Herkesin aslında yaşaması için bir amacı var veya uğruna ölebileceği bir şey. Sadece kendimizle başbaşa kalırsak ikigaimizi keşfedebiliriz. Ya da çevremizdeki olaylara ve yaşadığımız duygulara yoğunlaşarak.

İkigai kitabı dünya genelinde çok satanlar listesinde ve herkesin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri. Ben okurken çok keyif aldım. Umarım siz de seversiniz kitabı.

Ağaç Ev Sohbetleri #01


Yine Taha Akkurt ve Edischar'ın başlattığı yeni bir etkinlik var. Benim de çok hoşuma gitti, biraz etkinlikten bahsedelim. Bloglar arası bir sohbet başlatıyoruz. Her pazartesi yeni bir soruyla geleceğiz. Ağaç Ev Sohbetleri adını verdiğimiz bu etkinlikte bu haftaki konumuz;
Yeni etkinliğin ilk sorusu Edischar'dan geliyor:

Televizyon izliyor musunuz? İzliyorsanız veya izlemiyorsanız sebebi nedir?

Ben genellikle fazla televizyon izlemem ama arada haberler için bakmakta fayda var. Ayrıca Türk dizilerini kaliteli bulmuyorum ama Türk filmleri müthiş. Bundan dolayı Türk filmlerini de internetten takip ediyorum. Televizyon güzel bir icat ama son yıllarda modası geçti. Boş zamanlarımda televizyon izlemek yerine Google Haberlere bakıyorum. Televizyon açıkken de Dmax'e bakıyorum. Wheeler Dealer ve How It's Made programlarını severek takip ediyorum. Bence bu izlediğim iki program da çok yararlı.

How it's made programı birçok ürünün nasıl üretildiğini aşama aşama anlatıyor. Fabrika çekimlerinden oluşan bu program insana birçok şey öğretiyor.

Wheeler Dealer programını da arabalara olan ilgimden dolayı izliyorum. Ucuza araba alıp tamir sürecinden sonra pahalıya satıyorlar izlemenizi tavsiye ederim.

Akşamları da haberleri Fox'dan dinliyorum ama televizyon izlemeyen bence çok bir şey kaybetmez çünkü internet, televizyonun işlevini fazlasıyla yerine getiriyor. İzleyen de yararlı kanalları takip ederse vaktini boşa harcamaz mesela İngilizcesini geliştirmek isteyenler için TRT World güzel bir kanal :-)

Siz de etkinliğe katılabilirsiniz. Her pazartesi Ağaç Ev Sohbetlerinde sizinleyiz.

Eylül Ayında


''Dedim ya, eylüldü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin. "
Cemal Süreya

Eylül sarılarla dolu tatlı bir aydır. Sonbahar sarısı, Van Gogh sarısı, eylülde güneşin sarısı... İnsanlar bu durumdan yararlanır. Her şeyi ezbere yaşıyoruz ya şairlerden ezberlediğimiz dizelerle ezbere yaşayacağız eylülü. Ve bir de neden Eylül, nedir ya bu eylülün önemi?

Sonradan öğrendim ki tüm dünyada Eylül, bereketiyle konuşurmuş. Karadeniz'de istavrit ayı, Avrupa'da istavroz ayı, Anadolu’da sonbaharın habercisi...
Bu bereketli ayda insanlarda bir samimiyet, bir merak, bir coşku. Hepsi yaprakların yeşilden sarıya dönmesi içinmiş. Herkes bu olaya hazırlanıyormuş, bir tek benim haberim yok. Ne diyelim inşallah bereketli geçer Eylül.

Eylül Ayında
Geldi mi soğuktan mum gibi salardı ellerini yana,
Koştu mu çocuklar sokaktan sokağa,
Soba da cayır cayır yanardı.
Ebemin elinde ekmek.
Dedem cigarasını alır.
Yapraklar hışır hışır.
Bir eylül geçti bu sonbaharda.

Mim Nedir?


Mim, geleneksel bir blog kültürüdür. Yeni çıkan bir şey değildir, eskiden beri var olan bu blog kültürünün amacı bloglar arasında takipleşme ağı oluşturmaktır. Böylece yüzlerce blog yazısını bu ağ sayesinde okuyabilirsiniz.

Bir mim yazısında mimi başlatanın soruları yer alır ve blog yazarı soruları cevaplar. Yazının en üstüne kim tarafından mimlendiğini ve altına da kimlerin soruları cevaplaması gerektiğini yazar. Ve böylece bir yazıda birçok siteye bakacak kadar link bulursunuz. Diğer bloggerlar da başkalarını mimler ve geniş bir blog ağı oluşur.
Mim'in Amacı Nedir?

Blog yazarını daha iyi tanımak ve yeni bloglar keşfetmektir. Birden fazla konu hakkında mim oluşturulabilir. Örneğin ; kitaplar hakkında, hayaller hakkında, yazarın kişisel hayatı hakkında...

Bu trend günümüzde hâlâ devam ediyor ve birçok blogger tarafından uygulanıyor. Ben de geçenlerde bir mime katıldım ( buradan okuyabilirsiniz ). Gerçekten mim yazılarını okumak ve cevaplamak çok keyif verici. Sıradan blog yazılarından sıkılmış olanlar bu trendi takip edebilir. Keyifli bloglar.