Featured Posts Slider

Image Slider

Kimi İnsanlar


Kimi var yürür sokakta, 
Kimi mutlu eder karıncayı, 
Kimi incitmez altında yatan toprağı, Kimi bir beladan fazladır.
Dünya döner atlıkarıncanın çocuk gülüşüyle
Her ölüm bir gün morg düşüşüyle
Kimi sandalı çağırır
Kimi yakındır denizin dalgasına 
Kimi bağırır sokakta 
Alay edercesine çağırır insanları, 
Kimi vardır çok kötü 
Kimi vardır yeterince iyi mi 
Soru sorup şüpheyle alınanlar da vardır. 
Oscar Wilde'ın vahşi tırmanışıyla şiiri ortaya bırakan da 
Kimi insandır düşünür 
Kimi insandır umursamazca sağına bakar 
Karşıdan karşıya geçer 
Çocuk ayakkabı boyar 
Sokakta bir adam arabada
Rahatsız eder kimi 
Kimi bir sıranın toz yumakları 
Her renk her çeşit 
Yapılan sıcak iltifatlar buluşturur 
Günün sonunda 
Kimi güneşi izler 
Kimi sokağın siyah gölgesi 
Kimi oynar terler çocuklar içinde 
Çocuk vardır kahkahasıyla 
Kimi üzülür umursamaz 
Biri ölür bir şey için 
Bir şey iner gökten insanlar için 
Her kitap bir şey anlatır 
Kimi yanlış yaptığını sanır 
Kimi doğru yapanı çarpar 
Kimi kavga eder 
Kimi çok sever 
Kimi üzülür bilir ki geçmeyecek 
Kimi geçeceğini bilir yarası kalmayacak 
Kiminin öldükten sonra değeri bilinir 
Kimi ölse de dünya yine değişir. 
Kimi yapılan hataları sayar 
Kimi uyumadan önce koyunları 
Kimi sayfalarca yazar 
Kimi vardır bilinmez 
Kapalı kutu gibi ayakkabı 
Sen yazsan da değişmez 
Dünyada kimler varsa artık 
Onca çeşit insanın yanında. 

Hüzün Sanatı


Küçükken ağladığım bir bahçeydi.

Soğuk üstüne terli su içen testiler,

Üşütmüşler.

Herkeste bir ağrı...

Toprağın koyu bir çiçekle geceyik sohbetleri,

Bu kadar kalsa tüm hatıralar,

Metreler metreslerin yüzüne vurur geceyik sularını.

Islak toprağı gecelemiş.

Şiirler toprak pisliği,

Tüm kumlar kedileri pisliyor.

Senin fikrin zikrini isliyor.



İsyan Nisan İnsan

Yıllar geçse bile, 
Bilemezsin içindekini insanın. 
Ya nefrettir ayakta tutan bireyi,
Ya aşktır yere sürükleyen. 
Ilık bir gözyaşıdır. 
Işıtır karanlık kalbini. 
Ve sabaha uyanırsın, 
Tanrı özler bir yanını, 
Sen özlersin tanrını. 
Tavrını tanrına sunarsan 
Ve susarsan susturulursun 
Çünkü yaşamda acı mühimdir. 
Sevgi hakimdir, insan adil. 
Ancak bir kere ölürsen yaşamayı bilebilirsin. 
Bilemezsin içindekini insanın,
Sebebini isyanın, 
Keremini aslının.

Baltayla Odun Kırma Sanatı


Yıllardır devam eden bir ata mirası baltayla odun kırmak bugün de karşımıza çıkıyor. Herkesin  kendi elleriyle odun kırdığı bir dönem mutlaka olmuştur. Ateşin sıcaklığını hissedip kendi emeğinizle yaktığınız ateşi canlandırmak güzel bir şey olsa gerek. 

Günümüzde baltanın yerini motorlu hızar alsa da balta hayatımızda büyük yer kaplıyor. Deyimlere ve günlük dilimize dolanan bu kelimeyi fiziki olarak da kullansak birçok ruhsal sorunu ve kilo problemlerimizi çözeriz. 

Soba ve odunlu ocakların yerini doğalgazın almasıyla birlikte bu da unutulan bir anı olarak dilimizde ve deyimlerde yaşamaya devam edecek. İnsanoğlu ateşi ve yemeği için emek harcardı. Şimdi harcadığımız tek şey zaman ve para. Bu ne kadar sürer veya bir doğalgaz krizi yaşanıp insanlar odunlarını kendi mi kırar bilmem ama benim çok sevdiğim ve ara sıra yaptığım bir spor olarak devam edecek. 

Dünya iyi mi oluyor, teknoloji bizim gücümüzü alıyor mu? Bunları sorgulamak lazım ama bir dambıldan daha iyidir herhalde. Ya da emeği anlamak, yaptığınız işe değer vermek bizim unuttuğumuz bir şey. 

İnsanoğlunun 21.yyda hareketsizleşmesi ve sürekli yargılaması da işlerimizi başkalarına veya teknolojiye yaptırdığımız için gerçekleşiyor. Artık spor bile parayla. Değeri bilen insan paraya değer vermeyendir. 

Babamın Bavulu


Kendi kendime mutluluk nedir diye soruyorum? 
Tek başına bir odada derin bir hayat yaşamak mı? 
Ucu yokken hatıraların ölümü hatırlamak mı? 
Bir üzüntüyü kendi kalbine saklamak mı?
Bir akrep heyecanıyla kalbini ısırmak mı? 
Yargılarsan tebessümünü nidalarda, 
Yazmak ömür boyu mutluluktur aslında. 
Kafeste gülücüğün döküldüğü kalbinin kenarında, 
Sana zindansa bana her yer mutluluğun uzağında. 
Ömür boyu gülücük tebessümü yoklar. 
Ya yazarak ya yazmayacak...
Bekler, yazmayı bekler. 

Yıllar Geçer


Henüz geçmedi mevsim. 
Sokak bazen yağmurlu. 
Sebze, meyve alırdım sokaktan. 
Sanki bir ağaçtan, bir ağaçtan. 
Gözümün sakladığı hangi yaşlar? 
Yaş mevsimler, kuru incirler. 
Daha henüz geçmedi mevsimler. 

Henüz geçmedi ay.
İçinde günler dolu. 
Sayfalar dolu. 
Bir oda dolusu eski fotoğraflar. 
Sararmış yapraklar. 
Sokaktan akan bir eğik sokak lambası. 
Işığı dalgalı bir gece parıltısı. 
Boynunu büken balina havası. 
Henüz geçmedi sancılı aylar. 

Henüz geçmedi gün. 
Sabahların beyaz geceleri, 
Çarşafın huzur güneşleri, 
Yastığın gün belirtisi, 
Hep aynı rüya. 
Geceler gibi yalın pencereler. 
Henüz geçmedi gün sonu. 

Henüz geçmedi saat. 
İçinde bir güzel geliverir. 
Dışında dakikanın çırpınışları. 
Hapsolmuş akıntının rafine kokusu, 
Soluk bir saniyeyi hareketlendirir. 
Saatin yelkovanı, 
Henüz daha var. 
Dakikalar var ölümün sancılı solukları. 

Izdırap

Kaldığım bir kuytu benimkisi

Kaldığım özet dolu bir sancıyla kırıldım

Bu karanlığın içinde ne olabilir

Beni ne ayağa kaldırabilir

Beni düşüncelerimden daha yargısız

Beni duygularımdan daha kaygısız

Beni bir ömür değil de 

Ne zaman ağlasam bir sancının içinde bulunca

Aşkın sonbaharında kaldığımı görürsün belki.

Korona Günlükleri 4

14 günlük karantinadan nihayet bugün çıktım. O kadar da kötü değildi ama internet yoktu ve telefon çekmiyordu. Hayatta birçok şeyin kıymetini olmadıkları zaman anlıyorsun ve seni bugünlere getiren yaşadıkların oluyor. İyisiyle kötüsüyle yaşıyorsun ama hep bir tarafta bir burukluk kalıyor. Seni üzen şeyler sürekli karşına çıkıyor ve öncekine göre biraz daha aciz ve acımasız oluyorsun. Her şey zamanla düzeliyor. 

Eski günlerden kalan alışkanlıkların, koleksiyonların, dinlediğin şarkılar oynadığın oyunlar, aşık olduğun kişilerin adları, ilkokul öğretmenlerin senin bir tarafında yine seni anlatıyor. 

Mesela ilginç bir alışkanlığımı anlatayım sizlere. Kötü bir şey yaşadığım zaman kafamda 3 senaryo yazarım şöyle olursa böyle olur sonra şöyle yaparım filan diye. Ve üzüldüğüm zaman bir Ahmet Kaya kaseti dinlerim. Sonra kafamda kurduğum senaryoların hiçbiri gerçekleşmez ama yine de beni mutlu ederler. 

Siz de gülüp geçin yaşanılanlara çünkü gerçekten üzücü bir olay varsa ve sizi iyice yerin dibine sokuyorsa bu olay sizi hayatta tutar. 

Şimdi geldik film müzik önerisi. Geçenlerde biri önermişti 303 filmi diye yanlış hatırlamıyorsam filmin ismi bu ama ben de izlemedim izleyeceğim. Şarkılardan da Ayna gurubunun Gelincik şarkısı veya Ceza Fark Var ikisi de çocukken çok dinlediğim sanatçılar. Kitap önerisi de Dostoyevski ilk kitabı İnsancıklar. 

İnsacıkları okuduğum zaman dedim ki bu adam Franz Kafka'nın Milena'sını bile elinden alır. O kadar güzel yazmış ve toplamış ki mektupları ne olay akışında bir sıkıntı var ne de konunun işleyişinde. İlk kitabı olmasına rağmen çok profesyonel davranmış ve kumara bakış açısını burada da ifade etmiş. 

Hadi sağlıcakla kalın. Yakında görüşmek üzere. Ben hep buradayım.