Featured Posts Slider

Image Slider

Neden Pursaklar Fen Lisesi


Pursaklar Fen Lisesi Ankara'nın en iyi 2. fen lisesidir. Yüzdelik dilimi %1 içerisindedir. 2018 LGS yüzdelik dilimi 1.17'dir. 2018 YKS Türkiye 1. si Kemal Şekerci Pursaklar Fen Lisesi mezunudur. 2018 mezunlarından 57 kişinin 35'i üniversiteye yerleşmiş ve bu 35 kişiden 13'ü derece yapmıştır. Okul Ankara Fen Lisesi ile yarışır niteliktedir.

Neden Atatürk Anadolu Lisesi


Atatürk Anadolu Lisesi Ankara'da anadolu liseleri arasında en yüksek LGS puanıyla alan bir okuldur. Yüzdelik dilimi %1 içerisinde 0.97 yüzdelik dilimle almıştır. Üniversite başarı oranı çok yüksek bir okuldur. 2010 yılında YGS'de 64 öğrencisini ilk bine sokarak rekor kırmış ve diğer fen liselerini geride bırakmıştır. Hazırlık yoktur. 4 yıldır ve yabancı dili İngilizce'dir. 

Blogger'dan Para Kazanmak


Blogger sadece  ücretsiz bir blog paylaşım ortamı değil, aynı zamanda para kazanılan bir iş yeridir. Google Adsense size bunun için bir fırsat veriyor ve kabul edilirseniz sitenizde reklam yayınlıyorsunuz. Size reklam başına belli bir miktar para veriyor ve Adsense'ta kazandığınız paraların toplamı 200 TL olunca çekiyorsunuz.

Peki Adsense'tan nasıl onay alıp kabul edilebiliriz?

Sitenizin teması güzel olmalı ve yazılarınız özgün olmalıdır. Onay süreci 2 aşamada gerçekleşiyor 1. aşamada sitedeki reklam boşluğu ayarlanıp reklam yayınlanmaya başlıyor. 2. aşamada Google'dan adres belirlemek için mektup geliyor ve mektubun üstündeki şifreyi adsensa kaydediyorsunuz ve hesabınızdan artık para çekebiliyorsunuz. Kim ne derse desin siz onay alabilmek için düzenli olarak yazın.

Adsense'tan haftalık ne kadar kazanabiliriz?

Takipçi sayısına göre kazancınız değişir aylık 20000 TL kazanan tanıdığım bloglar var.

Sadece Adsense'tan mı kazanabiliriz?

Blogunuza reklam vermek isteyenlerin reklamlarını yayınlayarak para kazanabilirsiniz. Üstelik ücret size kalmış. Bilginin Penceresinde de yayınladığım gibi.

Adsense'ı kaç ayda aldım?

4 ay gibi bir sürede Adsense'ım onaylandı.

Öncelikle Bloggerı severek ve hobi amaçlı kullanmalısınız bu işi para için yaparsanız başarılı olamazsınız. Başarılı bloglar.

Oyuncak Hikayesi 4 İzle






Oyuncak Hikayesi, Pixar Animasyon'un üstünde çalıştığı çok özel bir film. Bu film serisiyle ilk defa çocukken karşılaştım ve bu film oyuncaklarla aramda yeni bir bağ oluşturdu. Steve Jobs'ın da yakından takip ettiği bir film serisiydi. Hatta Steve Jobs ölmeden önce 3. filmin galasına ailesiyle birlikte gitmişti. Şimdi Steve Jobs olmadan Oyuncak Hikayesi 4'ü izlemek üzücü.

Oyuncak Hikayesi 4'te yeni bir karakter yaratmışlar Forky. Forky hiçbir şey bilmeyen saf ve depresif bir oyuncak. Ona oyuncak demek ne kadar doğru bilmiyorum çünkü Forky, Bonnie'nin çataldan yaptığı bir oyuncak. Filmde bu yıl Bonnie anaokuluna başlıyor. Ve Forky'nin görevi Bonnie'yi anaokulunda yalnız bırakmamak ama Forky kendini atık sanıyor ve evden kaçıyor. Onu geri getirmekse Woody'e düşüyor. Kaybolan Forky'i eve getirebilecekler mi ve Woody'i nasıl bir son bekliyor? Bunların hepsini izleyerek öğreneceğiz.

Oyuncak Hikayesi 4 'ün çekilmesiyle filmin devamı da gelecek gibi gözüküyor. Oyuncak Hikayesi 4'te ilk üç filmin samimiyetini hissedemedim ama Disney Pixar iyi bir iş çıkarmış. Şiddetle izlemenizi tavsiye ederim.

Atölye Mono Mobilya Tasarım Atölyesi


Mono Mobilyacılık

Atölye Mono İçmimarlık ve Mobilya Tasarım Atölyesi olarak bizler, müşteriden gelen talepleri yerinde inceler, ergonomi ve estetiği harmanlayarak, kişiye ve mekana özel tasarımlar yapar, yaptığımız tasarımları ise kendi bünyemizde üreterek, işi teslim edene kadar titizlikle çalışırız. Bu süreç genelde şöyle işler; Mekana ölçü için gidilir, müşterinin talepleri alınır, alınan talepler doğrultusunda bilgisayar ortamında çizim ve tasarım yapılır, fotoğraf veya 3 boyutlu görsellerle tasarım desteklenir. Müşteriyle birlikte gerekli değişiklikler yapılarak tasarımın son hali netleştirilir. Üretim kendi atölyemizde başlar ve montaj kendi ekibimizle biter.

Fiyat politikamız, müşterilerimizin bütçesine uyacak şekilde esnektir. Aynı ürünü farklı malzemeler ve muadil aksesuarlar kullanarak, farklı fiyat alternatifleriyle üretebilmekteyiz. Kalite ve estetikten ödün vermeden birinci sınıf işçilikle, imalat sürecinin her aşamasını kontrol ederek, müşteri memnuniyetini ön planda tutmaktayız.

Misyonumuz; yılların vermiş olduğu bilgi, birikim ve tecrübelerimizi, kusursuz hizmet anlayışımızla birleştirerek, siz değerli müşterilerimizin beğenisine sunmaktır.

Serkan Parlak
İç Mimar ve Mobilya Tasarımcısı
Bilkent İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı – 2004

Şiiri Sevmek

Sen yoksun ya,
Ben öyle ben oldum.
Ferhad'ı kıskandım,
Şirinler seviyor diye.
Ben de sevmeye yeltendim.
Yıprandım sevda yoksunluğunda.
Selinde boğulmadan senliğinde yaşadım.
Estiğin rüzgara aldırmadan,
Fırtınalara asıldım.
Sen yoksun ya,
Ben öyle Ferhad oldum.
Bir Şirin sevemeden,
Bin şiir sevdim.

Hayat Bu


Kendimle başbaşa gözyaşım,
Damlayan bir pınara,
Su birikintisinin ortasına,
Savruluyor.

Geriye ruhla bütünleşmiş,
Parçalı bulutlu,
Duygular karmaşayla hüzünlenmiş.
Betimlemelerin kısıtlı kaldığı,
Duyguların bütünle temas edip savrulduğu bir güne başlıyoruz.

Her gün diğerinin rüzgarına kapılıp,
Sel ile önceki günleri götürüyor.
Geriye ruhumdan bir bütün,
Parçalı bir bedenle yağmur yağıyor.
Islak rüyalar da dağlar kadar.
Hülyalar kuş adasında.
Adalar denizlerden hep mi uzak?
Yoksa bu akşamlar da dalgalı mı?
Daha da kötüsü,
İyiler adalardan da uzak.
Yalnız olan ne ada ne de deniz.
İkisi ikisinden beter.
Rüyalar hep rüzgara bedel.
Kelimeler kısa.
Gök bulutlu ama anlamsız.
Hayat bulutlara bedel.
Beden toprağa...

Ayrılık


Ayrılıklarda ağlayan bir çocuktun.
Bir denizde iki kumsal yolunu yürürdük.
Yolun bittiği yerde başlardı ayrılık.
Sevmek için ağladın.

İki farklı şehirde karşılaşmak zor.
Rüzgar yok bu şehirde.
Deniz alıp götürüyor rüyalarımı.
Özlemlerim beni uzaklaştırıyor.
Sel, rüzgarları götürüyor.
Rüzgar yok bu şehirde.

Yazımı Karıştırılan Kelimeler


YKS'na yönelik,
Yazımı en çok karıştırılan kelimeleri sizin için hazırladık umarım beğenirsiniz. Ayrıca pdf olarak da indirebilirsiniz.


Mahkûm


Kim bu adam ve karşında duran,
Yoksulluğa boyun eğip sevdada yanan?
Kim bu kirli sakalıyla belayı def eden,
Zulüme karşı dik duran?

Bir eşkiya olmuş.
Yüreğiyle tehditler saçıyor.
Kıyıda savruluyor.
Sirenler içinde yanıyor.

Önce,
Onu mapus sazında bulmuşlar.
Tellerini koparmışlar.
Yargılamışlar, mahkûm etmişler.
Onu yalanlamışlar.

Şimdi,
Mezar taşında,
Bir sigara izmaritinde,
Sigara dumanının ardından sürükleniyor.

Ankara Kalesi


Siz hayatı düzgün yaşamak istersiniz. Ama mutlaka sizin çizdiğiniz hayata birileri müdahale eder. Yaşamak; bir fakirin son lokmasını elinden almak gibidir. Aşk gibidir, acı gibi,terk ediliş gibidir. Bir katilin kurbanının son nefesini izlemesi gibidir. Delikanlı adamın giden sevgilisinin ardından rakı içmesi değil, gözyaşlarını gizleyerek ağlamasıdır.

Ankara Kalesi’ne doğru o yüksek zirveye çıkarken yolda gördükleriniz, sizin omzunuza umursamaz haliyle çarpanlar, sizin nasıl bir şehirde yaşadığınızın ispatıdır.

Kale kapısından içeri girdik. Birbirine geçmiş, artık güneş görmeyen sokaklarının nem ve rutubetten geçilmeyen, duvar sıvaları dökülmüş o evlerin arasından surlara doğru gidiyorduk. Her adım başı gözleme yapan kadınlar, yaptığı oyaları turistlere satmaya çalışanlar, taş handan aldıkları boncukları bir ipe dizip gezen sevgililere satmaya çalışan
çocuklar, tarihin dokusunun nasıl bir ranta döndüğünün filmiydi. Tüm siyah beyaz filmler gibi; burada yaşanılan hayat nedense hiç renkli, HD kalitesine dönmüyordu. Tarihi kemerlerin altından, sağından solundan sökülüp orta meydana bırakılmış işlemeli sütunların yanından geçip gittik.

Ankara'nın kahpeliklerini unutturuyordu kale. Tüm bu kahpelikleri unutup kalenin rüzgarına karşı koymaya çalışan güvercinlerle kaleden aşağı uçuyoruz. Ve eski radyodan Ankaralı Namık çalmasını bekliyoruz. Ankara sabahına kalede uyanıyoruz. Kale, Ankara'nın kalbine mezar oluyor. Bizse hiçbir şey olmamış gibi kaleye tırmanmaya devam ediyoruz.

Toprağın Hikayesi


Sıkılmıştı yaprak ağaçtan.
Toprak bir ömür olmuş,
Ölmek bilmez.
Savrulur bir taraftan bir tarafa.
Yaprak döker ağaç , bahar düşer toprağa.
Ömrü uzar gülün, lalenin.
Ağaçtan uzaklaşır.
Soluk bilmez sonbahar akşamlarında,
Yaprak kurur.
Toprak, örter üzerini yaprağın.
Artık bir ağaç olmuş, başka çiçeklere; sevdaların.
Bir diken önümü kesene kadar,
Toprak üstüme savrulur.

Ankara LGS Taban Puanlar ve Sıralamalar

Ankara LGS Taban Puanlar ve Sıralamalar

2018 LGS sınavına göre 1555 nitelikli okul arasındaki sıralaması
2018 LGS sınavına göre 250 adet Anadolu Lisesi arasındaki sıralaması
2018 LGS sınavına göre 310 Fen Lisesi arasındaki sıralaması
2018 LGS sınavına göre 89 Sosyal Bilimler Lisesi arasındaki sıralaması



Zülfü Livaneli - Konstantiniyye Oteli


Zülfü Livaneli'nin 2015 yılında çıkardığı bir romandır. Roman kendi çapında başarılı olsa da kurgu dışına çıkamamış. Yazar burada film kamerasıyla yazmak istemiş ama olay ve kurgu arasındaki bağ zayıf olduğu için okuru merkezin dışına sürüklüyor.