Featured Posts Slider

Image Slider

Hakuna Matata Felsefesi


Hakuna Matata Svahili dilinde bir deyimdir. Bu deyim Zanzibar, Tanzanya ve Kenya'da yaygın olarak kullanılır. Hakuna Matata 'Hiç sorun yok' anlamına gelir.

Peyami Safa Dokuzuncu Hariciye Koğuşu


Peyami Safa'nın yazdığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu otobiyografik bir roman özelliği taşır. Peyami Safa'nın kendi çocukluğundan notlar olan kitapta ruh ve beden arasındaki ilişkiyi inceler. Ruh olağanüstü sonsuzluğa sahip olsa da beden ruhu kısıtladığı sürece ruh kendinden bağımsız davranamaz ve bir hapishaneye döner beden. 

Peyami Safa kendinden izler taşıyan bu kitabında, ıstırabın derinlerine inmeyi bir ilaç olarak göstermiştir. Ve büyük hayallerden alınan derslerde bir yaşam öyküsü saklı olduğunu belirtmiştir. 

Peyami Safa küçük yaşta birçok dertle uğramıştır. 9 yaşında geçirdiği kemik hastalığı bunlardan biridir. Yaşamında derin izler bırakan bu hastalığı kitabına da yansıtmıştır. 

Yazar, kitapta durağan bir bakış açısı ile bakmış. Romantizm unsurlarının hepsini yakıp geriye sadece şu sözleri söyleyerek bize hem bir mesaj vermiş hem de tüm eleştirilere rağmen bu kitabın öğüt amaçlı yazıldığını vurgulamıştır. 

"Istırabın derinlerine indikçe sevincimizi
kaybetmek korkusu kalmadığı için, yeni bir
sevinç başlıyor: 
Istırabın ilâcı ıstıraptır. "

Gün Sonu


Güneş ırmağın üzerine doğdu.
Gece bulut olmuş ırmağıma.
Aksın da biriksin.
Deniz aksın,
Okyanus derinleşip gece olur.
Bulut ırmak olur rüyalarıma,
Artık uyanıyorum ya...
Bir gündü .
Güneşin doğuşunu da gördüm batışını da .
Şimdi okyanusa açarak gözlerini
Sulara karışıp rüya olalım.
Cennet olsun rüya.

BlogHocam Kimdir


BlogHocam, insanlara blogger hakkında bilgiler ve blogger için eklentiler paylaşıyor. Yüzlerce içerik, bir o kadar da HTML ve Javascript kodu sizleri bekliyor. Bloggerın muhteşem güzelliklerinden faydalanmak artık BlogHocamla çok kolay.

Amin Maalouf Semerkant


İran, sonsuz kültürü ve edebiyatıyla muhteşem bir ülke. Geçmişi modernlikten ziyade eşine az rastlanır bir kültürle süslü bir yazma gibi. Özgürlüğünü Hayyam rubailerinde bulan bir halk ve Hayyam'ın rubailerindeki anlamları ülkenin tarih kokan sokaklarında bulan şairler bir derinlik içinde.

Bir ülke geçmişiyle anılır. İran geçmişini anmak, zaman ister.

Dünyanın merkezinden bize sesleniyor Maalouf. Ömer Hayyam'ın hayatına değiniyor ve onun benzersiz rubailerine. Kimileri Hayyam'a dinsiz dese de onun rubaileri İran kültürünü ve baskıcı rejimi gösteriyor. Ölümsüz olmak hem Ömer Hayyam'ın hem de Nizamümülk 'ün hayaliydi. Bu iki kişinin kesişen hayatlarını iki farklı hikayeyle karıştırmış yazar . Muhteşem bir kurgu ve müthiş bir zekanın eseri. İran siyasetinin küçüklüğünü de kitabın sayfalarına zorla sıkıştırmış yazar .

Bu kitabı okuduktan sonra Hayyam Rubaileri'ni okumak şart. Bir tane de ben örnek vereyim.

Yaşam soluğumuzun kaynağını soruyorsun, 
Çok uzun bir hikayeyi özetlemek gerekirse;
Derim ki çıkmış ummanın derinliklerinden, 
Sonra umman yutuvermiş onu yeniden. 

Denize Şişe Atmak


İnsan, ümit etmek ister bazen. Çevresindekilerin ona yardım etmesini. Bunun için güneşten yardım ister, tabiattan yardım ister hatta bazen de denizden. Deniz çok şeye tanık olur. Gizemli koca bir dosttur. İnsan içinde ne var ne yok hepsini kağıda döker ve şişenin içine koyar. Deniz onu uzaklara götürür. Bazen 50 yıl saklar bazen 100. Kimse o şişenin gizemli bir maceraya atıldığını tahmin edemez taa ki biri bulana kadar.

Kim Konuşuyor?


Küçük çok küçük yaşantılardan,
Kaçıyorum.
Korkuyorum.

Gün hasrete düşmüş,
Gölgeler hayrete.
Aydınlık.
Çok sıcak.

Bakmıyor kimse öyle.
Dünya çarpıyor bebek kundağına.
Felek sarıyor dünyayı.
Eden bulur diyor aydınlık.
Karanlığı özledim,
Küçüktük,
Büyüdük.
Yitip
Gittik.

Albert Camus Yabancı


Dünyanın nasıl olduğunun farkında olmayan biri çevreyi nasıl görür; duygulara yabancı, kişilere yabancı, annesinin cenazesinde ağlayamayacak kadar yabancı çünkü sevmeyi bilmiyor. İnsanı kendi hislerine ne döndürebilir?

Son ana kadar bekleyen kahramanımız kitabın sonunda mutluluğu fark ediyor. Bunu yabancı bir dille anlatmış yazar. Dünyaya 3. tekil bakmayı başarmış. Yazarlar kitap yazarken kişiliklerini bir kenara bırakıp yazarlar. Albert Camus da başkahramanın duygularını bir kenara koyup yazmış.

Geçmişte Tolstoy'un sorduğu soruya şimdi bu kitapla cevap veriyor. İnsanı insan yapan duyguları ve mutluluğu yakalamasıdır. Mutlaka okuyun.

Benim Adım Feridun Filmi


Halil Sezai'nin başrolünü üstlendiği bir film. Bir hikayeden uyarlanan bu film, konusu ve kişileri olsun entrikalarla dolu bir film.

Neden Ankara Fen Lisesi


Ankara Fen Lisesini tercih etmek isteyen arkadaşlarıma diyeyim önce; buraya gelmeden önce çok fazla hayal kurmayın. Çünkü AFL beklediğinizden çok çok farklı bir yer. Çok seveceğinizi söyleyemem, okula hayran olanları da bir türlü anlamış değilim. Muhtemelen ilk günlerin havası..

... Ve

Çok mu yorgunduk?
Yollar yıllar oldu.
Kışlar kısık sesle uzaklaştı.
Kim bilir belki de...
Çok uzun bir rüya.
Uyanamadan sonbaharda yağmur,
Gözler ve...

Bitti

Yaklaşma çıkıp gitmeden.
Çoktan yola inmeden,
Hemen bir leş gelecek.
Bitecek sayfalar gibi,
Bitecek.

Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw


Hızlı ve Öfkeli serisi, tüm dünyada neredeyse 5 milyon dolar hasılat yapan sekiz filmden sonra şimdi de Dwayne Johnson ve Jason Statham’ın, Luke Hobbs ve Deckard Shaw rollerini yeniden canlandırdığı, seriden bağımsız ilk filmleri olan Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw’u sunuyor.

Neden Dr. Binnaz Rıdvan Ege Anadolu Lisesi


Dr. Rıdvan Ege Anadolu Lisesi Balgat'ta bulunuyor. Kızılay'a 5 dakika olup şehir merkezine de yakındır. Geçen seneki taban puanı 394 ve yüzdelik dilimi 2.92 'ydi. Lise küçük ama geniş imkanlara sahip bir lise. " En özel devlet lisesi" diye yıllarca anılan bir lise.

Özgürlük İster Gözyaşları


Bulutlar, mum alevinde isler bırakıyor gönüllere.
Gün yüzünü göstermiyor.
Haram geceler ve hapis olmuş dünya,
Çarpıyor yirmilik saat gibi gözyaşlarıma.

Hoşçakal,  iliklerime işlemiş kır çakal sürüsü.
Kırdan bembeyaz olmuş gönlüm.
Siyah parkamı asıyorum duvarlara.
Dünya Savaşı süredursun,
Ceket fırlatıp,
Kısa cugara molası ülkem;
Mum ister ışık Unutma.

Melih Cevdet Anday Hayatı


Atatürk Lisesi mezunu ve Garip Akımı'nın öncülerinden biridir.
Şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarı.

Ahmet Hamdi Tanpınar Hayatı


23 Haziran 1901'de İstanbul'da doğdu. Kadı Hüseyin Fikri Efendi'nin oğlu. Baytar Mektebi'ni bırakarak girdiği Darülfünun-ı Osmani'nin (Bugünkü İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi'nden 1923'te mezun oldu.

Orhan Veli Kanık Hayatı


Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Horozcu ile birlikte, Garip Akımı'nın öncülerinden biri olan Orhan Veli Kanık, Türk şiirinin, ağır kalıplardan, klişeleşmiş söylemlerden, yoğun sanatsal kuramlardan bağımsızlaşması ve yenilenmesi gerektiğini savunmuş; ölçü-uyak gibi biçimleri terk etmiş; konuşma dilinin ve gündelik hayatın her konusunun şiire yansıtılabileceğini göstermiştir. Dünyaca ünlü La Fontaine‘in hikayelerini, şiirsel bir anlatımla Türkçeye çevirmiştir.

Yahya Kemal Beyatlı Hayatı


2 Aralık 1884'te Üsküp'te doğdu. 1 Kasım 1958'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Ahmed Agâh. Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey'in oğlu. Annesi Nakiye Hanım ise şair Leskofcalı Galib'in yeğeni. Çocukluk yılları Üsküp'teki

İncir Reçeli


İncir Reçeli filmi 2011 yılında Halil Sezai'nin elinden çıkmış bir başyapıt. Konu ve kurgu klasik Türk filmlerine benzese de filme Halil Sezai ruhu girince sıradanlıktan uzak olmuş. İncir Reçeli sıradan aşk filmlerinin dışında.

Kimsesiz


Kimse bilmez, neyin nesiyim ben.
Belki bir ağaçtan farksız.
Meyvesi, dalı ve inciri.
Büyüyüp, ölüp,
Bir fidan gibi,
Kimsesiz.

Bir sokak ortasında,
Belki bir sahil kenarında,
Bir ağaç gibi
Kimsesiz.

Mangala Oyunu Nasıl Oynanır



Mangala, bir Türk zeka oyunu olan Köçürme; dünyadaki yaygın adıyla Mankala oyunudur. Gaziantep, Urfa, Hatay gibi illede oynanan Köçürme oyununun adıdır. Türkiye'de son yıllarda türetilen Köçürme oyunu Mangala adıyla piyasaya sürülmüştür.

Gece Yarısı


Gecenin bir yarısında,
Ellerim geceyi gösterir.
Sokak arabalarla aydınlanır,
Gece ağlayan bir bebek sesiyle.
Gözler korkunun önünde açık bir kapı arıyor.
Gece çoktan sabah olmuş.
Uykuya dalmış.
Korkak bir öğrenci,
Ayı arıyor ormanda.
Ay gecede.

Hayat Bu


Hayatın büyük çoğunluğunu gündelik ve fark edemediğimiz küçük şiirlerle harcarız. Bu küçük şiirler aslında kavramlandıramadığımız her şeyi içinde barındırır. Birçok soruyla doğduğumuzun kanıtı da bu küçük şiirlerin içerisindedir.

Başlangıçlar hikayelerle, romanlarla dolu olsa da bizim hayat diye adlandıracağımız her şey ' hayat kısa ' diye bitiveriyor. Bitmesine üzülmek insan olduğumuzun üstündeki belli başlı vurgulardan bir tanesi. Düşünmek ise cümlelerin sonundaki noktalar gibi büyük harfli dünyalar belirliyor kendine. Hayatın içindeki anılar anlasak da anlamasak da tek bir noktada birleşiyor.

Hiç kendinizle aynada kavga ettiniz mi bu sizin aciz yüzünüzü gösteriyor. İnsanlığın bu aciz yüzde başlamasında bir destan yatıyor. Ve destanların içindeki küçük şiirler de her bir karakteri belirtiyor. Ve noktalar gibi ya biriyle beliriyor ya da kendi başına.

Okul Nedir?


Soruyu soruyor. Cevabı alıyor. Kısa ama umutsuz bakışla yerine oturuyor. Kızıyor, gülüyor. Umutlar belli başlı tahta tebeşirleri gibi kısa ama anlamlı yazıyor. Rüyaya dalanların ellerinde kalem, düşlerinde kitapla kendi kafasının kitabın içine gömüldüğünü yeni fark ediyor. Kısa rüzgar başlıksız duruyor. Soruyu soruyor, cevabı alıyor.

Uzun soluklarla beklenen işi yapan meftun, kısa kızıl ayın önünde dünyayı harcıyor. Eleştirel törpüler tırnakları teker teker yok ediyor. Sıfırın üç küçük dünya olduğunu Harezmi değil kara tahtalar söylüyor. Marşlar zorluyor okul yasasını.

Ve herkes bağırıyor 'gülme'.
Biz hep kısa gülüyoruz. Kıs kıs.
Siz kendinizden uzun hu ha.
Evet burası bir kıdem yuvası.
Sıralı cümleler, noktalı okul.

İsimsiz Ülke


Yalnız bıraktı bu ülke beni.
Aş dedik, açtık.
Aşk verdi.
Karnımız doydu.
Yaşamsız kaldık.
Hapislerde üç gün,
Üç günlük dünyada öldük.
Hatırım kalmadı.
Hatıram da.

Çorum Müzesi


İç Anadolu'ya gidip de Hattuşa Krallığı'ndan bahsetmemek ayıptır. Hattuşa Krallığı'nın başkenti Çorum civarında bulunuyor. Buradaki mezarlardan çıkma takı ve eşyalar korunmuş ve Çorum Müzesi 'nde sergileniyor.

Bu Şiir


Kim söylüyor bu şiiri?
Kime yazılmış?
Bitecek tüm şarkılar için ,
Bir tehdit belirtiyor .

Şimdi dinliyor kum misali toprak .
Güneş kumsala çarpıyor .
Yaşanan her şeye konu oluyor şiirler .
Kötü oluyor,
Ya da iyi .
Kim biliyor iki kelimenin üç ettiğini ?
Bitiyor hayatları,
Bilenin de bilmeyenin de.