Featured Posts Slider

Image Slider

...

 Öyle geceler alıştırdı uzaktan şehrin ışıklarına

Şiirler başlatırdı şairler hem havasına hem suyuna

Gözyaşı perdeler gibi camı nemli sislenirdi sokak lambası

Silsen kaç siren sesi kovalardı otoban kenarında geçen terli anılar

Bir diyar anlatsan bin diyar peşi sıra kovalardı hayatı

Takiben yalnızlık vardı

Hüzün ağır basardı 

Neşe nedense bir tık tuzlu

Şiire neden konu olmazdı bardaklar

Bulaşık suyundan kirli yalanlar

Yalanın kiri olsa ne çıkar

Bir kadınla bir erkek sevdasına

Bir hayatla bir aşk anısına

Her giden bir daha gidiyor

Gelen de gidiyor giden yine gidiyor

Öyle geceler alıştırdı beni siyaha

Ha ankarada mazot kokusu

Ha edirnede yosun

Şimdi bir tek sen yoksun 


Çalışma Masası

 Bir çalışma masasında ufalanmış anılar silgilere karışmıştır

Bir rüyaya dalsa yıkık bir hayata erişmiştir

Ağlayan damla suya karışsa ;hüzün, sarıya nefret eden takıntıya alışmıştır

Yinelenen ve yazılmış tüm satırlara mühürlenen virgül, hep kıtalarla oynaşmıştır

Art arda sıralanan virgül kıtalardan bir dünya etmez nedense

Ve hep bulunmak ister eskiye çalan radyodaki dede

Nineye alışmıştır ama evlilikleri bir aşk etmez 

Bir ev  tam bir aile etmemiştir Anadoluda


En başından yazılan hikayelerde

Okulda çalışma masasında başlayan hayat

Tutkulara ulaşamamış

Para hayaliyle yanıp tutuşan gençlere ne para 

Aşk umuduyla kavrulan liselilere ne de aşk

Bu sıra hep bir umut vadetmiştir ama

Niyeyse bir türlü kavuşamamıştır hayata


Takvim yaprakları eskitir Asyadan beridir

Saz tellerinin yerini mapus duvarları doldurmuştur

Gözlerinin yerini hikayeler buğulamıştır

Yine de uçamazmış göllerde kuğulamıştır


Bir destanı anlatan deliler yetişmiştir

Kültürü toprağa akıtan deliler

Ay ve hilali kanına akıtan deliler

Derdini o sıraya kazıyan delilerden

O sırayı erkenden terk edip hayatın arasına sızan bir türküyle


Hep bir vatan eder niyeyse Anadolu

Bir aile etmezken

Ana baba oğuldan 

Acısıyla tatlısıyla 

Hep bir vatan eder niyeyse




Klavyem için kısayol tuşlarını nasıl yeniden atayabilirim?

 

Çalışma tarzınıza daha uygun olması için farklı komutlar, kısayollar veya Microsoft Fare ve Klavye Merkezi özelliklerine erişmek için bazı tuşları yeniden atayabilirsiniz.

Not: Bu sihirbazda listelenen seçenekler, seçili olan tuşa göre değişir. Örneğin, Windows tuşunu yeniden atayamayacağınızdan kullanılabilir tek seçenek bu tuşu devre dışı bırakmaktır.

Bir tuşu yeniden atamak için

  1. Microsoft Mouse ve klavye merkeziniindirin ve yükleyin.

  2. Yapılandırmak istediğiniz klavyeyi bağlayın.

  3. Başlangıç  düğmesini ve ardından Microsoft Fare ve Klavye Merkezi’ni seçin.

  4. Görüntülenen tuş adları listesinden yeniden atamak istediğiniz tuşu seçin.

  5. Yeniden atamak istediğiniz tuşun komut listesinde bir komut seçin.

Hemoglobinpatiler

 Hemoglobinpatiler

Sfingomiyelin ve fosfotidilkolin dış

PS ve fosfotidiletanolomim iç

Asimetrik dağılım flippaz

Bazlı parçalama saponin

Hemoglobin S 6 glutamin valin

Hemoglobin C 6 glutamin lizin tedavi gerekmz

Ortak özellikleri polimerleşme

Hemoglobin D D-punjap 121 glutamin asit glutamin Hindistan

Hemoglobin E 26 glutamik asit Lizin

En yaygın beta zinciri varyantı

Taylandda görülür HPLC kullanılarak tespit edilir

Hemoglobin H Alfa talasemi 4 beta zinciri

Hemoglobin Barts 4 gama protein doğumdan sonra kaybolur

Genelde 3 gen delesyonu var

4 olursa Hidrops fetalis var Kemik iliği nakli lazım


Demografi talasemi akdeniz bölgesi plasmodium falciparum ile paralellik gösterir

%5 alfa talesemi %1.5 beta talesemi


Kromozom 11 Beta talesemim

Kromozom 16 alfa talesemi


Homozigot Beta 0 Hb A üretmez

B kısmı eksiklik Hb A da azalmaya neden olur


alfa 1 veya alfa ikiden herhangi biri azalırsa üretim devam eder alfa+ olarak gösterilir

Hiçbiri üretilmezse alfa0 olarka gösterilir

alfa T üretim azalması


Beta talesemilerde


Kemik iliği eritroid öncüllerinin ölmesi Etkisiz eritropoez denir


6 aylıkken asemptomatik HbF baskın

1 yaşına kadar ortaya çıkar


Rbc ler mikrositik ve hipokromotiktir


Transfüzyon tedavisi talesemi majörler için seçenektir


Beta talesemi intermedia

 alfa ve betanın dengesiz üretilmesi


Alfa talesemi

alfa1 ve alfa2 de büyük delesyonlae var baskın gen kusuru

Delik Gemi

Ağrısı ülkemin en derininde bir gemi

Bir yanı delik bir yanında yelekten bir gemi

Bir yanı çelik bir yanında mavzer püskürtür eylemi

Sokaktan geldiğimiz için baskılıyor bu hayal alemi


İman etsem sahte kafir saymaktalar

İnsan etsem tövbekarla hasbihal

Göğe açsak elimizi tekrar

Arabı da gürcüsü de afganı da Türk saymaktalar


Yine yüreğimde gamlı bir keder, duvara yazılmıştı istiklal

Bağımsızlık bağımsızlık olsa ailesi töresi okulu devleti lal

Sessiz bir gemiydi bu okuyan dünya sürgününü

Devlet başına geçmiş saplıyor silahın süngüsünü


Bu devlet kurtuluşa geçmişti bir vakit taa ezelden

Garp ahlaklı garp medeni garp bilgili garp efendi

Boyun eğdik diz çöktük domaldık arşı medeniyete

Biz şehit oğluyduk ne oldu şimdi ebediyete


Halk üzgün halk sefil 

Bir harfle ne çok değişiyor 

Devlet başındaki sefir

Halk üzgün halk fakir halk virane

Çöllerde yüzen bir gemi sürgüne gitmekte 



Boyunda Piragow Açısı Nedir?

 


Vena cava süperior boyunda devam eder sonra;

Vena brachiocephalica sinistra dextra olarak devam eder;

Vena subclavia

Vena jugularis externa interna :

Bunların köklerinin oluşturduğu 360 dereceye PİRAGOW AÇISI DENİR.

Willis Poligonu



 Willis poligonu veya çemberi, beyin ve çevresindeki dokulara kan sağlayan bir anastomoz. İngiliz hekim Thomas Willis'e (1621-1675) atfen isimlendirilmiştir.[1]

Yapı[değiştir | kaynağı değiştir]

Willis çemberi serebral dolaşımın bir parçasıdır ve aşağıdaki arterlerden oluşur:[2]

  • Anterior serebral arter (sol ve sağ)
  • Anterior komünikan arter
  • İnternal karotid arter (sol ve sağ)
  • Posterior serebral arter (sol ve sağ)
  • Posterior komünikan arter (sol ve sağ)

Beyni besleyen medial serebral arterler genellikle poligonun bir parçası olarak kabul edilmez.

Willis poligonu, önemli ölçüde anatomik varyasyona sahiptir. 1413 beyin üzerinde yapılan bir çalışmaya dayanarak, çemberin klasik anatomisinin beyinlerin sadece %34.5'inde görüldüğü bulunmuştur.[3]

Arterlerin kaynağı[değiştir | kaynağı değiştir]

Sol ve sağ internal karotid arterler, sol ve sağ karotis komünis arterlerinden kaynaklanır.

Posterior komünikan arter, internal karotid arterin bir dalı olarak terminal dallarına (anterior ve medial serebral arterlere) ayrılmadan hemen önce ayrılır. Anterior serebral arter, Willis çemberinin anterolateral kısmını oluştururken, medial serebral arter çemberin parçası kabul edilmez.

Sağ ve sol posterior serebral arterler, sol ve sağ vertebral arterlerin oluşturduğu baziler arterden kaynaklanır. Vertebral arterler ise subklavyen arterlerden kaynaklanır.

Anterior komünikan arter iki anterior serebral arteri birbirine bağlar.

Fonksiyon[değiştir | kaynağı değiştir]

Beynin arterlerinin Willis çemberine bağlı olması, serebral kollateral dolaşım içinde bir "bolluk" yaratır. Poligonun veya poligonu besleyen arterlerin bir kısmı tıkanır veya daralırsa, diğer kan damarlarından sağlanan kan akışı, serebral perfüzyonu yeterli düzeyde sağlayarak iskemi semptomlarını önleyebilir.[4]

Tıbbi önem[değiştir | kaynağı değiştir]

Anevrizma[değiştir | kaynağı değiştir]

Willis çemberinde rüptüre anevrizmaların en sık görüldüğü yerler işaretlenmiştir.

Subklavian çalma sendromu[değiştir | kaynağı değiştir]

Willis çemberinin getirdiği bolluk serebral perfüzyonun azalmasına da neden olabilir.[5][6] Subklavian çalma sendromundaüst ekstremiteye kan akışının korunması için Willis çemberinden kan "çalınır". Subklavyen çalma sendromu, aort tarafından beslenen ve aynı zamanda Willis çemberini vertebral arterler yoluyla besleyen bir arter olan subklavyan arterin proksimal stenozundan (daralması) kaynaklanır.[kaynak belirtilmeli




Willis Çemberi (poligonu), beyne ve çevresindeki yapılara kan sağlayan beynin tabanında bulunan halka benzeri bir arteriyel yapıdır. Serebral dolaşımın bir bileşenidir ve beş arterden oluşur.

Willis Çemberi nedir?

Willis Çemberi adını 400 yıl önce beynin tabanında bulunan arteriyel halkayı tanımlayan seçkin bir İngiliz doktor olan Thomas Willis’den alır. Willis, bu kan damarı halkasını tanımlayan ilk kişi değildi. Ancak bilimde sıklıkla olduğu gibi, bu kan damarları ağını kapsamlı bir şekilde tanımlayan ilk kişiydi.

Thomas Willis, birçok anatomik incelemesinin gösterdiği gibi, detay odaklı bir anatomistti. Kranial sinirleri titizlikle belgeledi ve Willis Çemberi’nin resmi tanımlamasına yol açtı.

Willis Çemberi, beynin tabanında (göz seviyesinin etrafında), beyin sapı ve orta beynin parçaları etrafında dönen bir yapıdır. Beyne ve komşu yapılara kan temini sağlar. Dolaşım anastomozudur (yani, arterler, damarlar veya arter ile ven arasındaki iki kan damarı arasındaki bağlantı (arteriyovenöz anastomoz)). Hipofiz bezinin sapını çevreler ve kanın beyne ve yakın yapılara dağıtılmasına izin verir.

Willis çemberi anatomisi

Willis Poligonu, serebral arteriyel daire veya Willis çemberi olarak da adlandırılır, beş ana arterden oluşur:

  • Dahili karotid arter (sol ve sağ)
  • Anterior serebral arter (sol ve sağ)
  • Anterior iletişimsel arter
  • Posterior serebral arter (sol ve sağ)
  • Posterior iletişim arteri (sol ve sağ)

Willis Poligonu, hipofiz sapını, optik yolları ve bazal hipotalamusu çevreler. Anatomik olarak, Willis Poligonunun her bireyde aynı olmadığı belirtilmelidir; insanların yaklaşık % 50’sinde anormallik olduğu bulunmuştur.

Beyne kan sağlamak için iki dolaşım dalı vardır. Dorsal aortun iki dalı beyne ve omuriliğe kan sağlar. Bunlar, beynin ön kısımlarına, serebral hemisferlere ve diensefalonun yapılarına (talamus ve hipotalamus gibi) kan sağlayan beynin iç karotid arterleri veya ön dolaşımıdır. Vertebral arterler posterior dolaşımı oluşturur ve beyincik, beyin sapı ve ponsların yanı sıra posterior ön beyin için kan sağlar.

Advertisement

Boş sayfa

Kendinle gönlün arasına bir beyaz sayfa koysan 

Şiirler hep sırasız bitmiştir ardı sıra 

Bir mucur döksen patikana

Ne burdan Vatikana

Ne yüreğin ana

Ne karlı bir yaş yağsa gözünden

Ne gökyüzünden

Sonbaharda hüzünden 

Bir şiir koysan yine boş sayfaya

Duygu boş, oda loş

Anlamsız üç kelime gelince yan yana

Seni seviyorum etmiyor

Bir cümle yazsan kitaba

İncil de Tevrat da 

Hatta Orta Anadoluda Kurana

Ve okunan onca kitaba

Bir de aşk koyuyor

Tek kelime delilik 

Bin millik denizde tufana yakalanmak

Ancak bu kadar bahtsızlık



Uzaklarda

Göğümün ortasından parlayan yıldızım

Şimdi sön şimdi köz

Ve toz olmuş bir söz

Beni mahveden bir kez

Değilmiş 

En az bin kez...


Izdırap

 Yırtılmış bir parçadan farksız kuş mu olacaktım

Öldükten sonra ayağa kalkacak ceset mi 

Sevdikten sonra olmayacak mıydı ayrılık

Derdi birkaç kadehe sığdıran aşkım

Dünya bir ömre sığacak kadar kısa olsaydı

Hayatı bir nefesle dudaklarına kitlerdim

Alopesi Areata Saçkıran Nedir?



Alopesi areata (Latince: Alopecia areata) veya halk arasındaki adıyla saçkıran ya da kılkıran hastalığı; saçlı deri, sakal bölgesi, kaşlar, kirpikler ve diğer vücut kıllarının, belli bir belirti olmaksızın tüm vücuda yayılmış bir biçimde dökülmesiyle kendini gösteren bir hastalıktır.

Hastalığın sık yinelemesi ve nasıl seyredeceğinin bilinmemesi nedeniyle hastaların yaşam kalitelerini etkilemesi olasıdır. Hastalığın nedenleri olarak genetikpsikolojik stresler, hücresel ve humoral bağışıklık, endokrin, bulaşıcı ve sinirsel etkenlerin rolü olduğu öne sürülmekle birlikte, altta yatan neden tam olarak bilinmemektedir.[1]

Özellikle stres altında, otoimmün hastalıklarda veya androjen, testosteron benzeri hormonların baskılaması sonucunda agresifleşen bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak görüp bu hücrelerle savaşmaya başlar. Bu durumda kıl kökleri etrafında bulunan lenfosit denen hücreler sitokin diye adlandırılan kimyasallar salgılarlar ve bu da saçlarda dökülmeye neden olur.

Görünüm sıklığı[değiştir | kaynağı değiştir]

Tüm dünyada sıklıkla görülen bir hastalıktır. Normal nüfusta %0.1 oranında gözlenirken, dermatoloji polikliniğine başvuran hastaların yaklaşık %1-2'sinde görülür. Kadın ve erkekte eşit oranda görülebilir. Irk, cins ve yaş ayırımı yapmadan herkeste görülebilir. Ancak hastalar çoğunlukla genç erişkinlerdir. Hastaların %60'ı ilk atağı 20 yaş altında geçirirler.[1]

Nedenleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Hastalıkta saçlar dökülür, çünkü etkilenen bireylerin kıl folikülleri, bağışıklık sistemi tarafından hastanın kendisinin olarak tanınmaz ve yabancı olarak algılanarak reddedilir (özbağışıklık). Bunun neden olduğu, neden yalnızca belli bölgelerin etkilendiği ve kılların yeniden neden büyüdüğü bilinmemektedir.[2]

Alopesi areatalı bir hastada tiroid hastalığı, şeker hastalığıvitiligo (deride beyaz yamalar), ve Addison hastalığı gibi öbür özbağışıklık hastalıklarının gelişimi sağlıklı birine göre daha yüksek orandadır.[2]

Hastalık bulaşıcı değildir, vitamin eksikliği ile ya da beslenme alışkanlıklarıyla ilgili değildir. Gerilim, stres, özellikle matem, ayrılma ve kazalar gibi olaylar bazen hastalık için tetikleyici olabilir.[2]

Alopesi areataída tedavinin planlanmasında her hasta için uygun tedavinin saptanması, öncelikli olarak söz konusu bu hastalığa ait özgeçmişinin, hastalığın tedavili veya tedavisiz olarak nasıl bir seyir göstermekte olduğunun ve özellikle tiroid hastalığı, atopik yapı ve doğumsal anomaliler (Down sendromu) gibi olumsuz prognostik parametrelerin eşlik edip etmediğinin dikkate alınmasıyla mümkündür. İkinci aşamada en uygun semptomatik uygulamanın seçilmesi söz konusudur ki burada klinik kaybın niteliği (alopecia areata reticularis, diffusa, ve niceliğinin saçlı derinin %50'sinden az veya fazla kayıp olması) saptanmasıyla hastalığın evresinin histopatolojik olarak değerlendirilmesi yer alır.[3] Hastalığın hafif derecede seyrettiği erken dönemdeki hastalarda tedaviye gerek yoktur, onların saçları herhangi bir şey yapmadan tekrar geri gelir.[2]

Hastalığın seyrini değiştiremese de bazı tedaviler saç büyümesini artırabilir. Hastalığın kendisi fiziksel sağlığı kötü yönde etkilemezken ciddi riskler taşıyan tedavilerden kaçınılmalıdır.[2]


TEDAVİ

1- Kortikosteroidler;

a) İntralezyonal
b) Topikal
c) Sistemik

2- Minoksidil

3- Antralin (Ditranol)

4- İmmunmodulatörler;

a) Dinitroklorobenzen (DNCB)
b) Skuarik asit dibütil ester (SADBE)
c) Difenilsiklopropenon (DPCP)

5- Fotokemoterapi (PUVA)

a ) Lokal
b) Sistemik
c) Kombinasyon tedavileri

6- Diğer tedaviler;

a) Siklosporin
b) Sulfosalazin
c) İnterferon
d) Takrolimus
e) Nikel ve izoprinozin
f) Dapson
g) imiquimod
h) Talidomid
ı) Aromaterapi
i) Kriyoterapi
j) Akupunktur
k) Timektomi
l) Selektif seratonin reuptake inhibitörleri (SSRI)

7- Nonfarmakolojik metodlar (Kozmetik yaklaşımlar)

a) Dermografi
b) Lokal saç aksesuarları (Hairpeaces)

Ultraviyole ışık tedavisi veya ultraviyole fototerapi belirli cilt rahatsızlıkları için bir tedavi şeklidir: atopik cilt bozukluğu ve vitiligo ile kullanıldığında Psoralen oluşturmak için PUVA tedavi. Hastanın UVA bandı ile ışınlanmasından oluşur. ultraviyole ışık (ultraviyole çıkışı ile oldukça yakından eşleşir) Güneş ), genellikle bir floresan bu ultraviyole frekansını vermek için özel olarak tasarlanmış ampul.

Bu uygulama, kaliteli solaryumlardan gelen ışığa benzer, ancak tedavi için kullanılan esas olarak UVB ultraviyole bandından farklıdır. Sedef hastalığı. Bronzlaşma yatakları hem dermatoloji uygulamalarında kozmetik cilt rahatsızlıklarının (sedef hastalığı, akne, egzama ve vitiligo gibi) tedavisinde hem de kozmetik tabaklama için kapalı bronzlaşma salonlarında kullanılmaktadır. Dermatologların en az yüzde 88'i, kırsal bölgelerdeki müşteriler için uygun bir alternatif olarak ve güneşten gelen ultraviyole ışınları da içeren doğal olarak ortaya çıkan maruziyetlere uygun bir alternatif olarak, müşterilere cilt koşullarını ucuza kendi kendine tedavi etmek için bronzlaşma ekipmanı veya salonda bronzlaşma kullanılmasını önermektedir.

Tipik tedavi rejimleri, bir hastanede veya klinikte haftada 3 ila 5 kez UVB ışınlarına kısa süre maruz kalmayı içerir ve sonuçlar fark edilmeden önce tekrarlanan seanslar gerekebilir. UVB ışığına yanıt veren koşulların neredeyse tamamı kronik sorunlardır, bu nedenle bu sorunları kontrol altında tutmak için sürekli tedavi gereklidir. Ev UVB sistemleri, koşulları tedaviye yanıt verenler için yaygın çözümlerdir. Ev sistemleri, hastaların ofise / kliniğe sık sık ve masraflı seyahatler yapmadan gün aşırı (çoğu için ideal tedavi rejimi) kendilerini tedavi etmelerine izin verir.

Alopecia areata nedenleri;

Bağışıklık sisteminin yanlış çalıması ;

Tüm otörlerce kabul edilen sebep budur, bağışıklık sistemi yanlış çalışır. Otoimmün denilen bu sebepte vücuk kendi kıl köklerine zarar veren maddeler üretmektedir. Bu maddeler kıl köküne gidip oradaki hücreleri öldürmektedir. Tedavide bu çok önem arz etmektedir çünkü bu oluşan zararlı maddelerin zararını engelleyen suquarik asit di butil ester tedavide en iyi sonuç vermektedir.Vücutta oluşan, kökü öldüren bu maddenin hangi sebeple oluştuğu, bazı kişilerde tüm kılları etkilerken bazı kişilerde daha dar alanı etkilemesinin nedeni belirlenememiştir. Stresin tetikleyebileceği düşünülmektedir.

Genetik olabileceği yönünde görüşler olsa da fikir birliği yoktur.

Saçkıran çeşitleri;

Türkçede ayrıca isimlendirilmemiştir

Alopecia areata ; dökülmeler dar alanlardadır bir veya daha fazla olabilir.

Alopecia totalis ; tüm saç kaybedilir ama sadece saç tutulmuştur.

Alopecia universalis ; tüm vücut kıllarının kaybıdır.

Görüldüğü yerler;

Vücutta kıl olan her yerde görülebilir, genel adı saçkıran olsa da sakalkıran gibi isimler de kullanılır. Görülme sıklığı şu şekildedir;saç, sakal, kaş, bıyık be gövde kılları.

Saçkıran

Saçkıran belirtileri;

Belirtileri şu şekilde sıralanabilir

Dökülme alanları yuvarlak veya benzer şekillidir; Erkeklerde görülen diğer saç dökülmeleri net çizgi halinde değil yumuşak geçişler halinde ve çok daha geniş alanlardadır, sadece şakaklardaki dökülmeler net çizgi halindedir. Kadınlarda görülen ise daha çok tüm kafada yaygın haldedir.

Kısa sürede ciddi kayıp olur; Genetik saç dökülmesinde uzun zamanda tüyleşerek dökülme vardır buna minyatürizasyon denir.

Dökülme tamamlandığında zemin parlak hale gelir;diğer dökülmelerde az veya çok tüyleşmiş şekilde kıllar kalır.

Aynı dönemde veya sonrası kısa sürede yeni alanlar eklenebilir

Oluşan kelleşme alanları giderek genişleme eğilimindedir.

Saçkıranın olduğu alan biraz daha koyu renklidir.

Ağrı, acı, sızı gibi hiçbir ek klinik bulgu olmaz.

Kıllar hafif çekildiğinde acı vermeden çıkar

Dökülme öncesi deride herhangi bir kızarıklık, kepeklenme veya su toplama görülmez, bu diğer dökülme sebeplerinden mantara bağlı dökülmeden ayırt edici özelliktir, mantara bağlı dökülme de saçkıran gibi sınırlı alanda dökülme yapabilen hastalıklardandır.

Alopecia areata tedavisi;

Tedavide başarı sıralaması ve uygulanan yöntemler şu şekildedir.

SADBE tedavisi; Saçıran hastalığının sebebi olan immün maddelerin köke zararını engelleyen tek madde SADBE (Squarik Asit Di Butil Ester ) dir. Sorunu temelden çözmektedir ve bu sayede başarısı farklı çalışmalarda % 90-97 arasında verilmiştir.

DPCP ( difensipron diye okunur) etki mekanizması suquarik asit di butil ester (SADBE) aynıdır. Mutajenik yani vücut gen yapısında değişiklik yapması (sonradan olacak çocuklarının sakat kalabileceği) sebebiyle DPCP adlı maddenin kullanımı SADBE ye göre daha azdır, başarısı yakındır % 90-95 ler düzeyindedir.

Saçkıranda iğne tedavisi;

Depo kortizonlar kullanılır.Farklı kaynaklar % 60 ile % 80 lar düzeyinde kabul edilebilir düzeyde tedavi ettiğini yazmaktadır. Burada kabul edilebilir başarı eskisi kadar sık çıkmasa da kozmetik olarak büyük oranda iyileşmeyi ifade etmektedir. Genel ortalamaya bakıldığında % 80-85 ler düzeyinde bir tedavi başarısı olduğu söylenebilir. Ciltte incelme yapabilir.

Saçkıranda sarımsak tedavisi;

En yaygın bilinen tedavidir, cildi tahriş ederek etkili olur. Başarısı % 50 kadardır yani kullanan 100 kişiden 50 kişide kozmetik olarak kabul edilebilir düzeyde geri saç çıkması elde edilir diğer 50 kişide hiçbir değişiklik olmaz

Alopecia areata saç ekimi;

Son tercih olmalıdır çünkü doğru tedaviyle % 95 ler düzeylerdedir ve bu yüksek ihtimal kullanılmadan ekime karar verilmemelidir. Ekilen saçlarda hastalığın olma ihtimali diğer alanlardaki ile aynıdır.

Saçkıranda tedavi süresi;

En az 4 ay olmalıdır yani başlanan tedaviye 4 ay olmadan son verilmemlidir.