Featured Posts Slider

Image Slider

Bilginin Penceresi Seri Öyküleri: Beğenirseniz Devam Edecek



 Hayata başladığım ilk zamanlardı. Bir cümlenin hikayenin başını getirmesi gibi ben de bu hikayeye böyle başladım. Herkes gibi sıradan bir hayat yaşarken hayat yolunun engebe ve dönemeçlerle dolu olduğunu nasıl bilebilirdim ki? Hayat hikayesi yazmak uzun bir uğraşın sonucunda var olur. 25. Saati de biz bu uzun uğraşlar sonucu ortaya çıkardık. Hepiniz soracaksınız 25. Saat nedir? 25. Saat hayatınıza yön veren hayatın her anında sizin yönettiğiniz bir tiyatrodur. Henüz bir yıldır tanıdığım Jack ile 25. Saati karanlık bir konferans salonunda insanların karşısında sunduk. Belki bizi dinleyen birkaç kişi vardı o salonda ama anladım ki hiç kimse kendisini yeteri kadar iyi tanımıyormuş. Bence Türkçede öğretilmesi zorunlu olan konuların başında sıfatlar gelmeli. Bir insana o kadar kolay sıfatlar takıyoruz ki sonrasında bile o insanı hep o sıfatlarla anıyoruz. Hiçbir zaman yakından tanıma fırsatı bulamıyoruz. Konferansa başladığımızda yardımcı ekip ışık ve sesi ayarlıyordu. Tüm ışıklar birden kapandı. Sahnede sadece Jack ve ben vardım. Herkes garip bir şekilde ne anlatacağımız konusunda fikir yürütüyordu. Sonrasında her şey doğaçlama gelişti. 

Sahne 1

Hayat nedir Jack? Bizi kıran onca şeye rağmen yaşamak biraz da zevk için yapılan bir duygu mu? Yoksa gerçek mutluluk bu sahne gibi ışıksız bir zamana bırakılmış uzay içindeki soğuk kainat mı? Bence hayat kimsenin tam anlamıyla çözemediği bir soru? Hepiniz hoş geldiniz. Size bugün hayatı anlatacağız. Kimse dinlemese bile 25. Saat hayat gibi her an tekrar var olma fırsatı yakalayacak. 

... 

Karanlığın verdiği coşkuyla loş ışıktan bir alkış tufanı koptu. Biliyorduk ki insanlar ne yapmaya çalıştığımızı merak ediyorlardı. Jack de kan ter içinde kalmış heyecandan eli ayağı tutmuyordu. Konferanslar her hafta perşembe günleri devam ederken mutluluğumuzu bu tiyatro salonunun tozlu zeminine yazdık. Her perşembe biraz daha gelen oluyor biraz daha derken artık salon insanları almamaya başladı. Jack ve ben öğrenciydik. Yeni bir salon kiralayacak kadar paramız yoktu. 25. Saati çocukluğumu geçirdiğim parkta yapacaktık. Hem daha çok insana ulaşabilir hem de gecenin koyuluğunu insanlara aşılayabilirdik. Parkı kolaçan edip mekanı ve ışıkları yerleştirmek için Jack ile çocukluğumu geçirdiğim şelaleye gittik. Park yıllardır kullanılmamış biraz sinekleşmiş biraz viraneleşmişti. Yakınlarda çocukluk arkadaşım Hakan oturuyordu. Hakan yardımsever ve zengin bir ailenin çocuğuydu. Hakan'a 25. Saat etkinliğinden bahsettik. Basından gazeteci de ayarlayabileceğini söylüyordu. Hakan'a güvenebilirdik. 21.yyda herkesin bir psikoloğa ihtiyacı vardı ve basın bu etkinliği halkla paylaşırsa her insan hayatını ve yaşadığı zorlukları orada başkalarıyla paylaşmak isteyecekti. Bu perşembe 25. Saati halkla buluşturacaktık ilk 5 seansı ücretsiz yapmalıydık ki insanlar ne olduğunu anlamalıydı. Yazar Sadık Hidayet'in kitaplarındaki umutsuzluk vardı konferanslarda. Çok fazla insanın güvenini kazanıyorduk ve konferans gelirlerini 3'e bölüyorduk Hakan, Jack ve ben. Hakan olaya sonradan dahil olmuştu ama parkı ve ses sistemlerini Hakan almıştı bundan dolayı Hakan'ı da ortak ettik. 

Perde 2 

Jack sence neden herkesin bir problemi ve sorunu var hayatta? Bu sorunları kendimiz mi çözmeliyiz yoksa Nietzsche gibi bir yaratı unsuru oluşturup yardım mı beklemeliyiz? Arkadaşlar biz başka kimse gibi değiliz amacımız hayat sorunlarımızı bu konferansta çözmek. Aranızdan seçiyorum. Denek olmak isteyen var mı? Onun hayatını ve yaşadığı her şeyi siz de telepatik bir yolla yaşayacaksınız. Denek olmak isteyenler? Biri sahneye atlıyordu. 

- Adınızı öğrenebilir miyim? 

-Aaaadım İİİsmaiiiiii il. 

-İsmail Bey şimdi sizi bayıltıp dediklerimi yapmanızı isteyeceğim sizde travma oluşturan bir nesne veya mekana ihtiyacım var. Bunu beraber bulup hayatınıza giriş yapacağız. 

... 


Parkın istinat duvarına İsmail'in zihnini yansıtıyorduk. Herkes ne olup bittiğini merak ediyordu. Jack de daha önce tanımadığı bir adamı tanıyacağı için sabırsızlanıyordu. Hakan'a İsmail'e verdiği doz için uyardım çünkü en ufak bir dikkat hatası İsmaili geri dönüşü olmayan bir komaya sokabilirdi. Aynı zamanda salondakilerin İsmailin duygularının aynısını yaşaması için manyetik alan yaratıp beyinde manyetik rezonans yaratması için diyotlar yerleştirdik. Böylece İsmailin yaşadığı her acıyı halk da yaşayacak her sevince de ortak olacaktık. Jack ve ben sabırsızlıkla ilacın etkisini göstermesi için bekliyorduk. Salondan bir acı çığlığı geldi. Demek ki İsmailin hayatı hepimizi derinden etkileyecekti. Makinelerin fazla ısınmaması için parkın yanında akan şelalenin hava akımından yararlanıyorduk. İsmailin çocukluğuna döndü birden gözler. 

... 

Sakın Yapmayın !!!



 Geçenlerde hayatta yapmak istediğim şeyler listesi adlı bir mim paylaştım arkadaşlar. Bugün de hayatta en nefret ettiğim şeyleri paylaşıyorum. Lafı fazla uzatmadan listeye geçelim.


  1. Reçelin kıyafete bulaşması.
  2. Yalan söylemek.
  3. Kavga ve şiddete karışmak.
  4. Islak tuvalet ve banyo terliği( Islak Çorap)
  5. Kafama koyduğum işi zamanında yapamamak.
  6. Bağırarak üslupsuz konuşulması.
  7. Fıstık yeşili tişört veya boğazlı kazaklar.
  8. Hak yemek ve haksızlık.
  9. İftira atmak.
  10. Birini küçümsemek ve dalga geçmek.
  11. Birinin karakteriyle alay etmek.
  12. Yapılan bir işe kötü de olsa saygı göstermemek.
  13. Bilmediğin bir şey hakkında yorumda bulunulması( Arada maalesef ben de yapıyorum)
  14. Deri koltuk.
  15. Tasarımı kötü ürünler.
  16. Sigaranın dumanı.
  17. Alkol kokan ürünler.
  18. Sizinle ciddi konuşan birini dikkate almamanız.
  19. Kadınların ezildiği bir ortam.
  20. Aileme birinin laf etmesi.
  21. Kötü kokan tuvalet.
  22. Pis tırnaklar.
  23. Ahır kokan yiyecek ve içecekler.
  24. Sarımsaklı yemekler.
  25. Bayatlamış ekmek.
  26. Hamam böcekleri.
  27. Her şeyi ağırdan alan insan.
  28. Randevuya geç kalan kimse.
  29. Sözünde durmayan ve borcunu ödemeyen arkadaş.
  30. Kitabı sevmediğin halde sonunu getirmek.
  31. İlgi alanın olmayan bir konuda mecburi araştırma yapmak.
  32. Sınav haftaları ve sınav stresi.
  33. Eğitim sistemi.
  34. Siyaset tartışmaları.
  35. Seçim haftaları.
  36. Anlamsız örf adetler.
  37. Fiziksel görünüşe bakarak beğenmek birini.
  38. Şiirden anlamayan birinin şiirleri saçma buluyorum diye vidividi yapması.
  39. Anlattığın bir şeyi üçüncü defa sormaları anlamadım diyerek.
  40. Kaleme saygı göstermeyen ve eşyaları hor kullanan insan modeli.
  41. Kokan ağız.
  42. Havalandırılmamış ev ve ayakkabı kokusu.
  43. Kalitesiz ucuz parfüm kokusu.
  44. Birinin yanımda sürekli nefes alıp vermesi sıklıkla.
  45. Sıkışık şehir otobüsü.
  46. Çöp kovaları ve çöp kokan her şey.
  47. Kirli aynalar.
  48. Kar yağmadan geçen kış mevsimi.
  49. Yazların uzun sürmesi.
  50. Benden memnun olmayan patron öğretmen yetkili vs.
  51. Kavga ettiğim ve ilk görüşte ısınamadığım insan tipi( Sonradan dünyada büyük bir başarı da elde etse gözümden düştü mü benim için biter.)
  52. Yıldızların gözükmediği havalar.
  53. Memleketini köyünü sevmeyen adam.
  54. Vejetaryanlar.
  55. Sağda solda dindarım diye gezen sahte dindarlar.
  56. Çok temiz ve pahalı restoran.
  57. Çalışana kötü davranan yönetici.
  58. İşgüzar kimseler.
  59. Bozuk 1 kuruş 5 kuruş 10 kuruşlar.
  60. Zengin birinin yanımda servetiyle övünmesi.
  61. Kitap okumayı ve edebiyatı sevmeyen geri kafalı insanlar.
  62. Küfür etmeyi bilmeyen çok kibar konuşan biri.
  63. Sesim kötü diye şarkı söylemeyenler.
  64. Maymun iştahlılar.
  65. Fikrini savunmayan fikir paylaşmayan korkaklar.
  66. Ölümden korkan ve tırsak insan.
  67. Kuralları olan insan.
  68. Planlı yaşanan bir hayat.
  69. Fransız ve İngiliz arabaları.
  70. İtalyan makarnaları.
  71. Bazı sakatat yemekleri hariç sakatat mutfağı.
  72. Bayramdan sonraki yorgunluk.
  73. Tatilsiz geçirilen bir hafta.
  74. Şiir blog öykü yazmak için kağıdımın olmaması.
  75. Yaptığım bir projede, proje destek ekibinin projeyi yarıda bırakması.
  76. Profesyonel çalışmayan dükkan bozmaları.
  77. Çok iyi insanlar hümanist adam.
  78. Felsefe bilmeyen kimse.
  79. Kendini geliştirmeyen geri kafalı adam.
  80. Engellilere yardım etmeyen engellileri küçümseyen kimse.
  81. Birinin yanımda kusması.
  82. Sıcak ev.
  83. Sıcak çorbalar.
  84. Kendi olmayan özenti karakterler.
  85. İnsanı iyi kötü diye ayıran kimse.( İnsan ikiye ayrılır Adam gibiler ve adam olmak için çabalayanlar.)
  86. Batı özentileri.
  87. Doğu kültürünü bilmeyen adam.
  88. Çankırı karşıtı her görüş davranış hareket.
  89. İşlerin kötü gitmesi.
  90. Başak burcu olan herkes.
  91. Çok fazla konuşan insan.
  92. Düğünler ve kutlamalar.
  93. Halaylar.
  94. Merhameti olmayan insan.