Featured Posts Slider

Image Slider

Yapraklar


Anlamaktayım, aşağı bir yerde yaprakların düşüşünü izlediğimi.
Kabullenemiyorum tüm bu sebep dolusu sevgiler nasıl düşüyor,
Meyveler nasıl üşüyor?
Sırılsıklam ıslandıkça üşüyorum, anlamaktayım.

Bir ağaç gibi sabit nesnelerde,
Farklı hareketler arayamam.
Ama biliyorum.
Sevmekte olunanlar o ağaçta.
Bir bitki gibi yerden bitme,
Toprağa sarılınca,
Islandıkça üşüyecek.

Ağaç yok oldukça,
Sıradan bir ağaç olacaklar.
Islandıkça üşüyecek.
Sevildikçe çürüyecek.
Sonra bir yaprakta,
Yer bulacak.
Her bir yaprak,
Terk edilince,
Islanacak.

Sorun


Sadece bir akşamüstü derinliğinde,
Çok istedim bir bebek olmayı,
Kumsala yatıp serinliğin çöksün diye üstüme.
Üzülmeyi sadece üzülmeyi istedim.

Rüzgarımı kaybettim.
Durgun durgun ve daha fazlası.
Çok mu soğuk su?
Bir anne, bir baba,
Başka bir deniz isterim.

Bir akşamüstü derinliğinde,
İçinde ben yokum.
Huzur bir tarafta, sen yoksun.

Ankara


Bugün ıslak yağmurla bağışlanmışsın.
Gözlerini yollarda göremem.
Sonbaharda dökülen yaprakların,
Nazlı sokaklarda ezildiğinden,
Tozlu sokaklarını sevemem.

Seni sahiplenen fazla.
Ankara, yalnız kaldığında göreceksin.
Issız kaldığında,
Soğuk kokacaksın.
Ardında kim var şimdi?
Seni böyle yaşatan,
Sefil serçe kuşların sürünüşü.

Kabul edilmişsin artık.
Birçok kalp var ayazında.
Seni söküp alamam dağlarından, bulutlarından.

Yaprakların düşünce,
Tozlu sokakların kucaklasın.
Güvercinlere simitleri,
Issız bedenlerin kucaklasın.

Ankara, hâlâ aynı ayaz teninde.
Baharların yine sert.
İlk gördüğüm gibi acımasızsın.
İlk gördüğüm gibi yalnız gözlerin.

Ben


Bu sabah vuruldum.
Bedenimde kalem kalem izler.
Mürekkep akmış sayfalara.
Bir şiir vurdu.
Loş ışıklar altında,
Sayfaya damlıyor yağmur.
Saçlarım dağılmış.

Bu sabah öldüm.
İki kitap arasında,
Bir cümle olarak,
Gömüldüm.
Vuruldum.
Öldüm.