Featured Posts Slider

Image Slider

Gemiler


Saat 5'e 10 var diyemem.
Bir gemi limanda.
Güvertede bir tekne.
İnsan var gemide güneşi bekleyen.
Sırtımı güverteye dayamış,
Bekliyorum gemilerimi.
Uzun bir yolculuk düşüncesi gemilerin teknelerden ayrı farkı.
Uzun, çelimsiz, güçsüz bir tekne.
Suya dokunsa, yüzünü çevirse suyuna,
Parlak bir gelecek bekleyecek.
Hürriyet, bağımsızlık kadar hür.
Bir kuşun umuda yükselişi gibi saf.
Bir tekne ve bir gemi.
İki kardeş iki denizden iki asi özgürlüğü bulmuş gibi saf.
Ben denizleri bildim bileli,
Olmadı gemilerime ne bir su ne de bağımsızlık sefası.
Uzaklaşın gemilerim.
Sizi bekleyen bir tekne var uzakta.
Her şeyden hakkını almış gibi umutlarım.
Gemilerim bahtiyar mı diyemem.
Saat 5'e 10 var.
Güneşin tatlılığı ufkumuzda.
Gemilerimde hüzün.
Saat 5'e 10 var diyemem.

Sabırdan Ziyade

Hicran düştü günün yağmurunda sokaklarıma.
Sadakatte sınır kalmadı, bende yok sabırdan ziyade.
Akşamüstüleri ay battı, güneş battı.
Sabırımdan bir damla kalmadı.

Koştum hayatı, aceleyle yaşadım yıllarımı birer birer.
Hayat gülmedi yüzüme bir kez olsun yıkanan ilkbahar yağmurlarıyla.
Gök delindi ben senden hazan istedim.
Dolu verdi yaz yağmurlarıma.
Güneş verdi rüzgarlarıma.
Sel verdi topraklarıma.
Sabırla bekledim mevsimleri.

Bir ağacın altında, bazen topraklarında.
Sabır ile mutlu kıldım hayatın gerçeğini.
Sadakatle hoş eyledim yapraklarını.
Sevgimle sevdim yıllarını.

Sabır ettim, ziyanla bakmadım hiç gözlerine.
İşte hayat güzel gözlerin için bu sabrım sana.
Ay aydın gecelerine; ve gündüzlerine aşkla, sevgiyle, tutkuyla.
Bir bedene daha girse gözlerim,
Tan vakti sana gönlümü bağışlardım.
Her yıl senin için bekliyor bedenim. Her ayın şefkatle, merhametle bereketleniyor ruhumda. Şefkat pınarlarından bir damla su için yaşıyor ömrüm.
Mutlu rüzgar, mutlu sel, mutlu hazan.
Hicran düştü günün rüzgarlarında sokaklarıma.

Serçe Kondu


Serçe kondu penceremin önüne,
Gökyüzünde özgürlüğü yakalamış uçaklar kadar hür.
Tüyleri açıktan maviye.
Bulutları tükenmek üzereyken tüylerindeki seslere,
Gagasının ışığı yüzüne vurmadığından kederi.
Bir rehavet çökmüş ellerime.
O da senin gibi ellere yavan, yaban.
Serçe kondu bulutlara.
Gökyüzünde ses bulan kadere,
Yeryüzünde konmak istersen,
Penceremin önünde serçelerim.
Yaban ellerime kapanmış umutsuzluğu,
Sana da bulaştırmadan,
Uçurayım pencereden gökyüzü açık mavi denizlere.
Ellerinden kanatlarına tüyleri,
Bulut kadar beyazımsı.
Serçeler özgürlüğü yakalamış.
Ellerim mahkum serçelere.

Gece Perdeleri


Gecenin perdeleri rüzgardan ay aydınlığına ulaşıyor.
Ufaktan bir tren geçiyor parmaklarımın ucundaki şişeye.
Gece kadar siyah şişeme ayı sığdırıyorum.
Silik görüntülerle süslüyorum pencereleri.
Perdeleri yıkamışım galiba biraz sıcakta.

Mayhoş bir gökyüzü kalemimin ucunda.
Dilimin kenarında ay ışığı.
Gelinliğin duvağı kadar parlak ışıklar.
Bir tren geçiyor gözlerimin önünden.

Sabaha doğru gündüz benim için.
Gecenin içindeki gündüzleri sorma.
Gündüzlerin içinde gece olduğu kadar,
Şişemdeki geceler gerçek.
Rüzgarları gecenin perdelerine estiren kadar,
Bir şişe var ve karanlık geceler perdelerde.

Bahar Kokusu (Ankara)


Mevsimden mevsime değişiklik gösteren üstün bir bahar kokusu burnumda.
Fırtına ve rüzgara eşlik eden bir minare var.
Üstümüzde fırtınalara destek veren, her bir akşamı yaşayan geceler.
Farklı olmasa gün doğumu Ankara'da,
Sürekli sevmekten yorulduğum sokakları,
Baharıyla kavuşmazdı yapraklar.
Şehir şehir gezen bir Ankara var,
Damla damla ağlayan sokaklar.
Kış gelse Ankara'ya, yaz gelse kaybolan şehirlere bürünemez Ankara.
Gün doğumunu keşfettiğim şehirler,
Güneşini öpmezler.
Bulutları öptükleri kadar.
Hafif bir yalan sıyırsa gözlerimden aşağıya.
Ankara havasını okuyacak,
Topraklar kokularını.
Yaşayan gökyüzüne can verecek sokaklar.
Mahalle aralarında  şehirlere kaçırdığım  misketler.
Ankara 'yı yaşamaktan ölmeyi tercih eder baharlar.
Baharıyla kavuşmazdı sevdiğim yapraklar.