Boş Sayfa

 Dağın sessiz ve sakin yamacının karşısında yalnızca birkaç adım atabiliyorum. Gürültüsüz ve essiz bir nefes gibi bir yığılmayla dağ yamacı boyunca özgürlüğü hissetmiş kaplanın masumiyeti kadar yıkık ve darmadağın. Hikayeye başlanılan bir karakteri şekillendirmek gerekiyor. Siyah koyu bir tişört ve altında bir kot pantolonla sanki bambaşka bir kişilik oluşturmuş dünyayı unutmuş sisli bir yaz havasını yaşıyor kahramanımız. Hikaye burada bitmiyor ve yapılan her yanlışın altı başka bir yanlışla kapatılıyor. Biliyoruz ki ve bilmelisiniz ki beyin denilen yapı kendini sürekli hapsediyor. Bugün beyninin en yoğun döneminin dinamizmini başka bir gün farklı kalıplara sokup ayrı yağmurlar altında sıkıştırabilirsin. Ne kadar şanssız da olsan kendi şansını tanrının izin verdiği kadar yaratabilirsin. Bu da seni bir kukladan öteye süremez. Ülkeni milletini ve süregelen tüm varlıklar içinde en önemlisi de hissiyatını kaybettiğin vakit yani bir kez koparılan bu ihtiyaç belki de hapis tutulan beyninin bir katili olur da çıkar karşına. Bunu bizden başka kimse henüz öğrenmedi ama her öğrenen farklı metodlarla önem verdiği oranda sana benziyor. Evrende senden milyonlarcası var yani ruhunun parçalarından bir ünite kadar koyu bir mürekkep yığını. Bu ruh haline ulaşmak çaba ve çeşitli deformasyonlarla sağlanır. Ulaşıldığı kainat içinde farklı evren kapasiteleri içinde bir grup insanın uydurmasına dalar ve yalnızca kendi sesini dinlemeye vakit ayırır insan. Hazır roman ve şiir kalıpları da vardır bu yalnızca insan şifreleridir. Bu şifreyi bir tanrı bir duygu ve o anki yaratılış gerçekleştirebilir. Kim olduğunu herkes soruyor. Kim olduğunu önceki metinlerimde ben de sordum. Bilmene gerek yok eğer yeterince güvenirsen bana belki bir gün bir kaliteyi anlayabilirsin. Sana bir kapı açacak kadar ben güvenmiyorum şimdilik aramızdaki bu fark ile ilerleyeceğim.

Betimleme yapmadan dolaylı olarak maddelerden devam etmeye karar verdiğim vakit tam olarak aradığım şeyi bulamamış ve bu huzurun eşliğinde dolanıp duruyordum. Bir sürü şeyi benden daha iyi yaptıklarının farkındaydım. Bunu onlar kadar ben de yapabilirdim ama materyalim ve güvenim kalmamıştı. Bugün o güveni zar zor yeniden kazandım ve kaldığım yerden gördüğünüz kadar devam ediyorum. Beyaz yaratı evrenini hep beraber yarattığımızı hatırlıyorum ve birkaç sayfalık sıkkınlık ve bıkkınlık muhakemesinin ardından aslında insanın ilk geldiği noktaya ulaşmaya çalışıyorum. En az senin kadar ben de insanlaşma çabaları sonucu ulaşılan son yılındayım. İnsan varlığı o hapis edilen beyinin süreçlerinden sonraki odada sır gibi saklanılan motiflerin tekrarlarıdır. Bu motiflere yalnızca çok uğraşan ve çocukluk ergenlik ve yetişkinlik süreçlerini tam olarak doldurmuş insan ulaşabilir. Tekrar eden duygular evrenin oluşum şekillerinden izler taşır. Tek bir noktadan patlayan teori ile uyuşmuş ve pek de yanılmamış bir karakter çizelgesi çizmiştir üstümüze. Dinlerin ilk oluştuğu zamandan bu zamana gelen kütüphanecilik içinde birçok tehlikeli dosyayı barındırır ve aksine bu insanlar için yararlı tüm toplu kompleks yapılar için zararlıdır. Buna özgürlük denilen rönesans yıllarında kalkınma biraz daha içine kapanmış ve bir kurtarıcının kütüphanede çürüyen bu mantığa bir dur demesini beklemektedir. İnsanlık buna dur demediği sürece yaşam örgüsü ve insanlık motifi yalnızca bir delinin ellerine bırakılmıştır. Bu yapıyı anlamak için işte her şeyin başladığı o gün ben de aklımı yitirmiştim. Başta dediğim gibi size de tehlikeli geldi bu övgü.

Bu övgüye ulaşmaya hak etmek için ne yaptım bilmiyorum ama insanın kompleks yapısını bozduğumu basamaklı bir model ile bu ilişkiyi temellendirdiğimi hatırlıyorum. Bunun kütüphane sistemi içinde kaybolacağını ve insanların hüsrana uğrayacağının farkındayım. Belki baştaki kaderi elinde tutan o bir kişi her şeyi gün yüzüne çıkarabilir. 

1. Başlanılan gün her şey yerli yerinde durur aslında yıkılan şey düşünülen şeyin bir modellemesi ve kurgusudur.

2. İnsanlar bu bilmedikleri karmaşayı algıladıkları an gibi berrak görmek istedi ama göremediği her şey için bir korku üretti. Bu korku duyguları başka duygular eşliğinde saçılıp birbirine dönüşerek her şeye şahit olan beyinin parçalarını oluşturdu.

3. İnsan nefessiz bir varlıktı ona nefes veren yukarıda bahsettiğim övgüdür. Bu nefes ise yalnızca tasarıdan oluşur derinliklerine indikçe elektriksel ve kimyasal değişim haricinde kodlarla işleyen bir yazılımdan başka bir şey bulamazsınız.

4. Perspektiflik kişiye özgü bir simetridir. Her insanın evrenden topladığı duygu yığılımları içinde bir perspektif sinamatografisidir.

5. Her ideoloji peşinden sizi de sürükler. Uzak durulmayan düşünce kümesi aslında sizsiniz.

Yorumlar